İnternetin hayatımızın vazgeçilmezi haline gelmesiyle bankacılıktan savunma sanayine kadar hemen her veri dijital dünyaya taşındı. Yapay zekanın bu süreçteki hızlı yükselişi ise hem büyük bir kolaylık hem de ciddi güvenlik risklerini beraberinde getirdi. Bahçeşehir Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Naci Ünal, bu dijital dönüşümün yarattığı devasa insan kaynağı ihtiyacına dikkat çekiyor.
Yapay zekayı korumak ve zekadan korunmak
Yapay zeka, siber güvenlik dünyasında çift taraflı bir kılıç gibi işliyor. Bir tarafta sistemleri 7/24 izleyerek sızıntıları anında tespit eden savunma mekanizmaları kurmamızı sağlıyor. Diğer tarafta ise kötü niyetli kişiler, yapay zekayı kullanarak daha gelişmiş oltalama saldırıları yapıyor veya gerçeğinden ayırt edilemeyen "deep fake" içerikler üretiyor. Dr. Ünal, siber güvenliği artık üç temel başlıkta özetliyor: Yapay zeka ile korumak, yapay zekadan korumak ve bizzat yapay zekanın kendisini korumak.
Dünyanın uzman açığı büyüyor
Küresel çapta siber suçların ekonomiye maliyeti trilyonlarca doları buluyor. Bu saldırıları durdurmak için dünya genelinde yaklaşık 4,7 milyon uzmana ihtiyaç duyulurken, şu an sahada sadece 2,8 milyon kişi çalışıyor. Yani sistemleri güvende tutmak için yaklaşık 2 milyon yeni uzmana daha ihtiyaç var. Türkiye ise savunma sanayii ve finans teknolojilerindeki yatırımlarıyla bu alandaki ihtiyacın en çok hissedildiği ülkelerden biri konumunda.
Yapay zeka uzmanların yerini alacak mı
Dijitalleşme arttıkça "yapay zeka işimizi elimizden mi alacak?" sorusu sıkça soruluyor. Dr. Ünal, bu konuda net konuşuyor: Yapay zeka, alarm takibi veya raporlama gibi rutin işleri hızlandırıyor ancak stratejik karar alma, kriz yönetimi ve etik değerlendirme gibi konularda insana olan ihtiyaç asla bitmiyor. Aksine, yapay zeka araçlarını etkin kullanabilen analitik düşünen uzmanlar, geleceğin dünyasında çok daha kritik bir role sahip olacak. Mühendislikten sosyal bilimlere kadar her disiplinden öğrenci, gerekli yetkinlikleri kazanarak bu alana yönelebilir.