İstanbul'un kalbi Beyoğlu'nda bulunan Atatürk Kültür Merkezi, ticaretin sadece rakamlardan ibaret olmadığını, aynı zamanda bir ülkenin kültürel hafızasını taşıyan bir köprü olduğunu kanıtlayan önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Kültür ve Sanatla Büyüyen Ticaretin Hikayesi Forumu kapsamında bir araya gelen yetkililer, Türkiye'nin son yıllarda hem ekonomik hem de kültürel alanda katettiği mesafeyi masaya yatırdı. Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, Türkiye'nin jeostratejik konumu ve bu konumun getirdiği sorumluluklar geniş bir perspektifle ele alındı. Bakan Bolat, konuşmasında Türkiye'nin ateş çemberi olarak nitelendirdiği zorlu bir coğrafyada, bin yıllık bir var olma mücadelesinin mirasçısı olduğunu hatırlatarak, siyasi istikrarın ekonomik kalkınmaya olan doğrudan etkisine dikkat çekti.
Tarihi Mirasın Korunmasında Gümrük Muhafaza Kalkanı
Türkiye'nin sadece ekonomik bir güç değil, aynı zamanda köklü bir medeniyetin temsilcisi olduğunu belirten Bakan Bolat, bu medeniyetin en somut göstergesi olan kültür ve tabiat varlıklarının korunmasının bakanlıkları için bir ödev olduğunu vurguladı. Gümrük Muhafaza ve Kaçakçılıkla Mücadele Genel Müdürlüğü ekiplerinin yürüttüğü titiz çalışmalar, organize suç şebekelerine karşı büyük bir set oluşturuyor. Bakan Bolat, son beş yıllık verileri paylaşarak, 2026 Eylül sonu itibarıyla gerçekleştirilen 133 ayrı operasyonda tam 80 bin 150 adet kültür ve tabiat varlığının yurt dışına kaçırılmasının engellendiğini açıkladı. Bu eserlerin sadece maddi birer değer değil, milletin tarihi hafızası olduğunu belirten Bolat, bu hafızanın korunması için gümrük kapılarında verilen mücadelenin kararlılıkla süreceğinin altını çizdi.
Ekonomik Başarıların Arkasındaki Kültürel Güç
Türkiye'nin ekonomik verilerindeki çarpıcı yükseliş, forumun ana gündem maddelerinden birini oluşturdu. Bakan Bolat, 238 milyar dolarlık milli gelirden 1.7 trilyon dolara, 36 milyar dolarlık mal ihracatından 284 milyar dolara ulaşan sürecin zorluklarına değinirken, bu başarının arkasında yatan vizyonu açıkladı. İhracatın sadece ürün satmak olmadığını, aynı zamanda Türkiye'nin inanç değerlerini, geleneklerini ve sanatını dünyaya tanıtmak anlamına geldiğini belirten Bolat, Made in Türkiye ibaresinin artık dünyada bir itibar sembolü haline geldiğini ifade etti. Otomotivden savunma sanayine, tekstilden makine üretimine kadar pek çok sektörde Türk ürünlerinin küresel pazarlarda aranan bir marka değeri taşıdığına dikkat çekildi.
Dünyayı Saran Türk Sineması Etkisi
Kültürel ihracatın en önemli mecralarından biri haline gelen Türk sineması ve televizyon yapımları, forumda ayrı bir başlık olarak değerlendirildi. Bakan Bolat, son 15 yılda Türk filmlerinin dünyanın dört bir yanında izlenir hale gelmesinin, ülkenin tanıtımı açısından devasa bir başarı olduğunu belirtti. Günlük 1 milyar seyirciye ulaşan bu ilginin, Şili'den İspanya'ya, Endonezya'dan Balkanlar'a kadar geniş bir coğrafyada karşılık bulduğunu ifade eden Bolat, Türk yapımlarının sadece eğlence sektörü değil, aynı zamanda Türkiye'nin kültürel diplomasisinin en güçlü araçlarından biri olduğunu vurguladı. Bu geniş izleyici kitlesi, Türkiye'nin yumuşak gücünün küresel ölçekte ne kadar etkili bir şekilde kullanıldığının da bir kanıtı olarak öne çıktı.