Biruni Üniversitesi Konferans Salonu, tıp eğitiminin ağır yükü altında zaman zaman zorlanan öğrencilerin katıldığı dikkat çekici bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Uluslararası Koçluk Federasyonu (ICF) Akredite Master Ünvanlı Profesyonel Koç Berrin Demirezer, tıp öğrencilerine yönelik gerçekleştirdiği konuşmasında, stresin her zaman kaçınılması gereken bir düşman olmadığını, aksine doğru yönetildiğinde kişiyi hedeflerine ulaştıran bir yakıt görevi görebileceğini ifade etti. Demirezer, stresin kaynağını doğru tespit etmenin, bu süreci yönetilebilir kılmanın ilk ve en önemli adımı olduğunu belirtti.
Stres Bir Engel Değil, Bir İvme Kaynağıdır
Stresi, organizmanın karşılaştığı bir zorluk veya eksiklik karşısında verdiği biyolojik bir yanıt olarak tanımlayan Demirezer, bu tepkinin aslında kişiyi içinde bulunduğu durağanlıktan çıkarmaya yönelik bir mekanizma olduğunu vurguladı. Sağlıklı stresin, bir sınava hazırlanırken veya bir hedefe odaklanırken kişiye ivme kazandırdığını belirten uzman isim, sağlıksız stresin ise tam aksine düşünme yetisini körelterek uygun davranış geliştirilmesini engellediğini dile getirdi. Öğrencilerin stres anında yaşadıkları yoğun duyguların kaynağını sorgulamaları gerektiğini belirten Demirezer, farkındalığın stresi yönetilebilir bir sürece dönüştürdüğünü ifade etti. Özellikle geçmişe dair keşkelerin ve henüz gerçekleşmemiş gelecek kaygılarının zihni gereksiz yere yorduğunu belirten Demirezer, öğrencilere anı yaşamanın ve mevcut zaman dilimindeki sorumluluklara odaklanmanın önemini hatırlattı.
Günlük Alışkanlıklar Dayanıklılığın Temelidir
Stres yönetiminin sadece kriz anlarında değil, günlük yaşamın bütününde inşa edilmesi gereken bir beceri olduğunu vurgulayan Berrin Demirezer, uyku düzeni, beslenme ve zihinsel dinlenme gibi temel yaşam alışkanlıklarının ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Yoğun ders temposu nedeniyle uykusuz kalan öğrencilerin bedensel ve zihinsel kaynaklarını hızla tükettiklerini belirten Demirezer, stressiz zamanlarda bedeni dinç tutmanın, zorlu anlarda ayakta kalmanın anahtarı olduğunu ifade etti. Ayrıca, ders çalışma sürecinde odaklanmayı artırmak için dış uyaranların azaltılmasını öneren uzman, özellikle sözlü müzik yerine enstrümantal parçaların tercih edilmesinin zihinsel enerjiyi daha verimli kullanmaya yardımcı olacağını belirtti. Stresin fiziksel belirtilerine de dikkat çeken Demirezer, uykusuzluk, sürekli tetikte olma hali ve çeşitli ağrıların vücudun verdiği birer uyarı sinyali olduğunu hatırlattı.
Hekimlikte Öz Yönetim Becerisi
Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı ve Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Esra Kaytan Sağlam ise tıp eğitiminin sadece akademik bir süreç değil, aynı zamanda kişisel bir olgunlaşma yolculuğu olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Sağlam, hekim adaylarının klinik eğitimleri, hasta sorumlulukları ve sınav baskısı altında ezilmemeleri için stresle baş etme becerilerini geliştirmelerinin hayati önem taşıdığını belirtti. Hekimlik mesleğinin doğrudan insan hayatına dokunan bir sorumluluk olduğunu hatırlatan Sağlam, baskı altında sağlıklı karar verebilen, kendi zihinsel dengesini koruyabilen hekimler yetiştirmenin tıp eğitiminin temel amaçlarından biri olduğunu ifade etti. Öğrencilerin eğitim hayatlarının başından itibaren bu farkındalığı kazanmalarının, ileride mesleki hayatlarında karşılaşacakları zorluklarla başa çıkmalarında büyük bir avantaj sağlayacağını sözlerine ekledi.