Türkiye'nin sahip olduğu doğal zenginlikler, doğru mühendislik ve stratejik bir vizyonla birleştiğinde küresel ekonomide dev bir güce dönüşüyor. Dünya kripto kristalin manyezit rezervlerinin yaklaşık yüzde 20'sini bünyesinde barındıran OYAK iştiraki KÜMAŞ, bu stratejik avantajı sadece bir ham madde kaynağı olarak değil, yüksek katma değerli bir endüstriyel başarıya dönüştürerek 60'tan fazla ülkeye ihraç ediyor. Demir çelikten çimentoya, cam üretiminden ileri teknoloji refrakter sanayisine kadar pek çok temel sektörün üretim süreçlerinde kritik bir rol oynayan manyezit, KÜMAŞ'ın entegre tesislerinde işlenerek dünya pazarlarındaki yerini alıyor. Şirket, madencilikten nihai ürüne kadar uzanan dikey entegre yapısı sayesinde kalite, maliyet yönetimi ve tedarik güvenliği konularında rakiplerine karşı önemli bir üstünlük sağlıyor.
Stratejik rezerv gücü ve entegre üretim modeli
KÜMAŞ Genel Müdürü Atilla Adem Aydın, sahip oldukları doğal kaynağın sadece şirket için değil, Türkiye'nin küresel rekabetçiliği açısından da stratejik bir kaldıraç görevi gördüğünü belirtiyor. Aydın, kendi ocaklarından çıkardıkları cevheri sinter, kalsine ve fused manyezit gibi ileri seviye ürünlere dönüştürerek dışa bağımlılığı azaltan bir model kurduklarını ifade ediyor. Üretim süreçlerinin tek çatı altında yönetilmesi, şirketin hem verimliliğini artırıyor hem de uluslararası pazarlarda güvenilir bir çözüm ortağı olarak konumlanmasını sağlıyor. Türkiye'nin güçlü çelik ve çimento üreticisi kimliği, KÜMAŞ'a ürünlerini saha koşullarında doğrulama ve müşteri ihtiyaçlarına göre sürekli geliştirme imkânı sunarak, şirketin Ar-Ge kabiliyetini besleyen en önemli referans noktalarından biri haline geliyor.
Küresel rekabette Ar-Ge ve inovasyonun gücü
Çin, Hindistan ve Avrupa merkezli üreticilerin domine ettiği küresel pazarda KÜMAŞ'ı öne çıkaran temel unsurlar; güçlü mühendislik altyapısı, dikey entegre üretim modeli ve sürdürülebilirlik odaklı iş yapış biçimi olarak öne çıkıyor. Ar-Ge çalışmalarını üretim süreçlerinin ayrılmaz bir parçası haline getiren şirket, sadece yeni ürünler geliştirmekle kalmıyor, aynı zamanda üretim teknolojilerini sürekli iyileştirerek karbon ayak izini minimize etmeyi hedefliyor. Dijitalleşme yatırımları ve enerji tüketimini azaltmaya yönelik yenilikçi uygulamalar, şirketin rekabet gücünü uzun vadeli bir stratejiyle destekliyor. ISO 14064 ve ISO 14067 standartlarına uyum sağlayan KÜMAŞ, düşük karbonlu üretim teknolojileri ve alternatif ham madde arayışlarıyla sektördeki dönüşüme öncülük ediyor.
Sürdürülebilirlik ve çevresel sorumluluk vizyonu
Sürdürülebilirliği sadece bir çevresel sorumluluk değil, aynı zamanda şirketin gelecekteki rekabet gücünü belirleyen stratejik bir unsur olarak gören KÜMAŞ, Çevresel Ürün Beyanı (EPD) ve GRI uyumlu raporlamalarla şeffaf bir yönetim anlayışı sergiliyor. Madencilik faaliyetlerini yürütürken rehabilitasyon çalışmaları, biyoçeşitliliğin korunması ve ekosistemin sürdürülebilirliği gibi konulara öncelik veren şirket, sıfır atık ve su yönetimi gibi uygulamalarla çevresel performansını her geçen gün daha ileriye taşıyor. AB regülasyonlarına tam uyum sağlayan bu yaklaşım, şirketin 60'tan fazla ülkedeki müşterileri nezdinde güvenilirliğini pekiştirirken, Türkiye'nin endüstriyel gücünü dünya sahnesinde en iyi şekilde temsil etmesine olanak tanıyor. KÜMAŞ, doğal kaynakları akılcı bir şekilde işleyerek hem ülke ekonomisine döviz girdisi sağlıyor hem de gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak adına üzerine düşen sorumluluğu yerine getiriyor.