İzmir'de bir grup lise öğrencisi, doğanın en ilginç savunma mekanizmalarından birini tıp dünyasının en kronik sorunlarından biri olan böbrek ve safra taşlarının tedavisine uyarlamak için kolları sıvadı. Sürdürülebilir Kalkınma Gençlik Liderleri Eğitim Programı (SÜGEP) Akademi bünyesinde bir araya gelen gençler, Akdeniz ve Ege kıyılarında yaşayan ve halk arasında kaya oyan midye olarak bilinen Lithophaga türünün biyokimyasal sırlarını çözmeye çalışıyor. Ege Üniversitesi Bentik Canlılar Araştırma Laboratuvarı'nın akademik desteğiyle yürütülen bu sıra dışı proje, gençlerin bilimsel merakını gerçek dünya sorunlarının çözümüne odaklıyor.

Doğadan ilham alan inovatif yaklaşım
Projenin temelinde, bu midyelerin kayaları nasıl oyduğu ve bu süreçte hangi enzimatik mekanizmaları kullandığı sorusu yatıyor. Öğrenciler, bu canlıların kayayı yiyerek beslenmediğini, aksine özel biyokimyasal salgılarla kayayı oyarak kendilerine güvenli bir yuva inşa ettiklerini vurguluyor. Genç araştırmacılar, bu enzimatik sürecin insan vücudundaki patolojik taş oluşumlarını çözmek veya önlemek için bir model teşkil edip edemeyeceğini sorguluyor. SÜGEP Akademi Başkanı Mehmet Umut Dilsiz, bu çalışmanın sadece bir okul projesi olmadığını, gençlerin bir bilim insanı gibi düşünme ve araştırma süreçlerini yönetme becerisi kazandığını ifade ediyor. Dilsiz, doğanın sunduğu bu karmaşık mekanizmaların, gelecekte ilaç endüstrisi için yeni bir kapı aralayabileceğine dikkat çekiyor.

Laboratuvardan saha araştırmasına uzanan süreç
Çalışmalar, Ege Üniversitesi'ndeki laboratuvar ortamında gerçekleştirilen analizlerle derinleşirken, projenin bir sonraki aşamasında Antalya'nın Kaş ilçesinde kapsamlı bir saha araştırması yapılması planlanıyor. Öğrenciler, bu canlıların doğal yaşam alanlarındaki davranışlarını yerinde gözlemleyerek, elde ettikleri verileri laboratuvar sonuçlarıyla sentezlemeyi hedefliyor. Projede yer alan 17 yaşındaki Filiz Demiray, bu canlıların sert yüzeylerin içine yerleşerek dış etkenlerden korunma stratejilerinin biyolojik açıdan büyüleyici olduğunu belirtiyor. 16 yaşındaki Naz Makinist ise Doç. Dr. Ertan Dağlı ve Prof. Dr. Alper Doğan gibi uzmanların rehberliğinde bilimsel yöntemleri öğrenmenin, kariyer hedeflerini şekillendirdiğini dile getiriyor.

Bilimsel merakın geleceğe yansıması
Projenin bir diğer önemli ayağı ise gençlerin bilimsel hipotez oluşturma ve test etme yeteneklerini geliştirmeleri. Tıp alanında kariyer yapmayı hedefleyen 16 yaşındaki Azra Su Bölükbaşı, bu deneyimin biyolojik mekanizmaların insan sağlığına olan etkilerini anlama konusunda kendisine büyük bir vizyon kattığını belirtiyor. Öğrenciler, doğrudan bir ilaç üretimi iddiasında bulunmasalar da, doğadaki bu doğal olayların insan sağlığına nasıl entegre edilebileceğine dair önemli bir literatür oluşturmayı amaçlıyor. Proje sonunda hazırlanacak kapsamlı raporun, uluslararası platformlarda paylaşılması ve küresel ilaç şirketlerinin dikkatini çekerek daha geniş çaplı iş birliklerine zemin hazırlaması hedefleniyor. Gençlerin bu bilimsel iştahı, doğanın sunduğu çözümlerin gelecekteki tıp teknolojilerine yön verebileceğinin en somut kanıtı olarak görülüyor.




