İzmir'in Karaburun ilçesi açıklarında, derin maviliklerin arasında keşfedilen bir altın sikke, Doğu Roma İmparatorluğu'nun görkemli tarihine dair yeni bir pencere araladı. Geçtiğimiz nisan ayında bölgede dalış yapan amatör bir dalgıç, suyun yaklaşık 2-3 metre derinliğinde, kumların arasında parlayan tarihi bir nesne fark etti. Dikkatli bir inceleme sonucunda bunun sıradan bir metal parçası değil, bin yıldan daha eski bir altın sikke olduğunu anlayan dalgıç, eseri koruma altına alarak İzmir Arkeoloji Müzesi'ne teslim etti. Uzmanların yaptığı detaylı analizler, bu nadide parçanın 969-976 yılları arasında hüküm süren Doğu Roma İmparatoru I. John Tzimiskes, yani bilinen adıyla Çemişgezekli İoannes dönemine ait olduğunu ortaya koydu.

İmparatorluk mührü suyun altından çıktı
Sikkenin üzerindeki işçilik, dönemin sanatsal ve dini anlayışını gözler önüne seriyor. Eserin bir yüzünde, haleli bir şekilde tasvir edilen Hz. İsa'nın kutsama işareti yapan eli ve tuttuğu İncil figürü dikkat çekerken, diğer yüzünde ise imparatoru sağ eliyle taçlandıran Hz. Meryem Ana'nın yarım boy kabartması yer alıyor. Bu detaylı ikonografi, sikkenin sadece bir ödeme aracı değil, aynı zamanda imparatorluk otoritesini ve dini meşruiyeti simgeleyen bir propaganda aracı olarak kullanıldığını kanıtlıyor. İzmir Arkeoloji Müzesi Müdürü Savaş Gürbüz, eserin müzeye kazandırılmasının ardından uzmanlar tarafından titizlikle incelendiğini ve envanter kayıtlarına alındığını belirtti.

Vatandaşlar için yasal süreç nasıl işliyor?
Bu tür tarihi buluntuların korunması ve kayıt altına alınması, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında büyük önem taşıyor. Müze Müdürü Savaş Gürbüz, tarihi eser bulan vatandaşların izlemesi gereken yolu şu sözlerle özetledi: Vatandaşlarımızın buldukları eseri en yakın mülki amire veya doğrudan müze müdürlüğüne teslim etmeleri yasal bir zorunluluktur. Eser teslim edildiğinde, öncelikle bir taşınır geçici alım belgesi düzenlenir. Ardından uzmanlardan oluşan bir komisyon, eserin yasal statüsünü, envanterlik mi yoksa etütlük mü olduğunu belirler. Eğer eser envanterlik olarak tescil edilirse, bir kıymet takdir komisyonu devreye girerek esere bir bedel biçer ve bu ödeme eseri teslim eden vatandaşa yapılır.

Kaçakçılıkla mücadelede kararlılık vurgusu
Geçmişten günümüze yurt dışına kaçırılan tarihi eserlerin geri getirilmesi konusunda da önemli adımlar atılıyor. Kültür Varlıkları Müzeler Genel Müdürlüğü Kaçakçılıkla Mücadele Dairesi Başkanlığı'nın yürüttüğü yoğun hukuki süreçler sonucunda, 2002 ile 2025 yılları arasında toplam 13 bin 448 eser ait olduğu topraklara geri döndürüldü. Bu başarı, kültürel mirasın korunması adına atılan adımların ne kadar hayati olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Müze yetkilileri, Karaburun'da bulunan bu altın sikkenin de gerekli işlemlerin tamamlanmasının ardından, uygun görülen zamanlarda müze ziyaretçileriyle buluşturulacağını ve sergilenmeye devam edeceğini ifade etti. Tarihi eserlerin illegal yollarla el değiştirmesi yerine müzelere kazandırılması, hem geçmişin izlerini korumak hem de gelecek nesillere aktarmak adına en güvenli yol olmaya devam ediyor.

