İzmir'de yaşayan 28 yaşındaki muhasebeci Gamze Kocakaya Şen, hayatının en mutlu dönemlerinden biri olması gereken hamileliğinin 35'inci haftasında aldığı haberle sarsıldı. Sol göğsünde fark ettiği kitlenin biyopsi sonuçları, genç kadına meme kanseri teşhisi konulmasına neden oldu. Henüz bebeğini kucağına almadan kanserle mücadele etmek zorunda kalan Şen, bu zorlu süreci kızı İdil Ada'nın dünyaya gelişiyle bambaşka bir boyuta taşıdı. 19 Ağustos tarihinde kızı İdil Ada'yı dünyaya getiren Şen, bugün kemoterapi tedavisine devam ederken, en büyük motivasyon kaynağının kucağındaki bebeği olduğunu dile getiriyor.

Korku dolu günlerden umuda yolculuk
Hatay'ın İskenderun ilçesinden, hamilelik sürecini daha huzurlu geçirmek ve aile desteği almak amacıyla İzmir'in Ödemiş ilçesine taşınan Şen çifti, beklemedikleri bir sağlık sorunuyla karşılaştı. Gamze Kocakaya Şen, yaşadığı süreci şu sözlerle anlatıyor: Hatay'daki deprem felaketinin ardından vücudumda iyi huylu kistler oluşmuştu ve düzenli kontrollerimi aksatmıyordum. Ancak hamileliğimin 35'inci haftasında kitle büyüdü ve biyopsi sonucunda kötü huylu olduğu anlaşıldı. O anki ilk düşüncem bebeğime bir şey olup olmayacağıydı. Hamileyken kanser tanısı alan birini daha önce hiç duymamıştım, bu yüzden belirsizlikler bizi çok korkuttu. Bebeğimin sağlığı benim için her şeyden önce geliyordu ve tüm mücadelemi onun için verdim.

Erken doğumla başlayan tedavi süreci
İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği'nde takibe alınan genç anne için doktorlar, hem bebeğin hem de annenin sağlığını korumak adına hızlı bir karar aldı. Dr. Arda Batuhan Karaduman, hastanın durumunu şu şekilde değerlendirdi: Gamze Hanım bize geldiğinde oldukça kaygılıydı. Gebeliğin 37'nci haftasına ulaştığımızda, kanser tedavisinin gecikmemesi için doğumu başlatma kararı aldık. Suni sancı ile süreci başlattık ancak doğum eylemi gerçekleşmeyince anne ve bebeğin sağlığını riske atmamak adına sezaryen yöntemine başvurduk. Eğer gebelik daha erken bir haftada olsaydı, tedavi süreci için beklemek zorunda kalabilirdik ve bu durum kanserin ilerlemesine yol açabilirdi. Bu açıdan bakıldığında, zamanlama olarak şanslı bir vaka ile karşı karşıyaydık.

Anne olmanın verdiği eşsiz güç
Kemoterapi tedavisi nedeniyle bebeğini emziremeyen Şen, bu durumun üzüntüsünü yaşasa da kızının varlığının kendisine ilaç gibi geldiğini belirtiyor. Şu ana kadar beş seans kemoterapi aldığını ifade eden genç anne, tedavi süreci bittiğinde tekrar emzirebilmeyi umut ediyor. Eşi Sinan Şen ise bu süreçte eşine destek olmak için elinden geleni yaptığını, evden çalışarak bebeğin bakımıyla daha yakından ilgilendiğini söylüyor. Sinan Şen, kızlarının bu zorlu dönemde ailelerine büyük bir moral kaynağı olduğunu vurgulayarak, babalık duygusunu çok erken ve derinden hissettiğini ifade ediyor. Gamze Kocakaya Şen ise, bebeği sayesinde hayata yeniden bağlandığını, aksi takdirde depresyonun pençesine düşebileceğini belirterek, şu an sadece kızı için yaşadığını ve kanseri yeneceğine dair inancının tam olduğunu sözlerine ekliyor.



