İzmir'in Bornova ilçesinde yıllardır süren ve hukuk dünyasında tartışmalara yol açan Semih Dizbay cinayeti davasında, Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından verilen yeni karar dengeleri tamamen değiştirdi. 2006 yılında evinden ekmek almak için ayrıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan ve iki yıl sonra ormanlık alanda cansız bedeni bulunan 21 yaşındaki Semih Dizbay'ın ölümüyle ilgili yargılanan Muharrem H., hakkında verilen müebbet hapis cezasının kesinleşmesinin ardından cezaevinden tahliye edildi. Yargıtay'ın bu kararı, hukuk sistemindeki şüpheden sanık yararlanır ilkesinin bir kez daha ön plana çıkmasına neden oldu.

Yıllar süren hukuk mücadelesi ve belirsizlik
Olay, 24 Ekim 2006 tarihinde İzmir'de meydana geldi. Bayram günü bakkala gitmek üzere evinden çıkan Semih Dizbay'ın geri dönmemesi üzerine ailesi büyük bir endişeyle kayıp başvurusunda bulundu. Uzun süren arama çalışmalarının ardından 21 Ocak 2008 tarihinde Bornova'daki ormanlık bir alanda Dizbay'ın cansız bedenine ulaşıldı. Cinayet şüphesiyle başlatılan soruşturma kapsamında, cesedin bulunduğu noktaya yaklaşık 760 metre mesafedeki bir at çiftliğinde çalışan Muharrem H. ve akrabası Hakan H. gözaltına alındı. Ancak dava süreci, delil yetersizliği tartışmalarıyla yıllarca sürüncemede kaldı.

Beraat kararlarından müebbet hapse uzanan süreç
Soruşturma ve dava aşamasında Muharrem H. ve Hakan H. hakkında iki kez beraat kararı verilmiş, ancak bu kararlar Yargıtay tarafından bozulmuştu. İzmir 9'uncu Ağır Ceza Mahkemesi'nde 31 Mart 2023 tarihinde görülen karar duruşmasında ise mahkeme heyeti, Muharrem H.'yi müebbet hapis cezasına çarptırırken, Hakan H.'nin beraatine hükmetti. Yerel mahkemenin bu kararı, istinaf sürecinin ardından 5 Şubat 2024 tarihinde Yargıtay 1'inci Ceza Dairesi tarafından 3'e 2 gibi yakın bir oy çokluğuyla onanmıştı. Bu aşamada Muharrem H. için ceza kesinleşmiş görünüyordu.

Olağanüstü kanun yoluyla gelen tahliye
Kesinleşmiş mahkumiyet kararına karşı Muharrem H.'nin avukatı Ozan Dora, dosyada Dizbay'ın kaybolduğu gün öldürüldüğüne dair somut bir delil bulunmadığını savunarak olağanüstü kanun yoluna başvurdu. İtirazı değerlendiren Yargıtay Ceza Genel Kurulu, suçun Muharrem H. tarafından işlendiğinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlanamadığına hükmetti. Kurul, hukukta temel bir ilke olan şüpheden sanık yararlanır prensibini işleterek mahkumiyet kararını bozdu. Bu gelişme üzerine sanığın infazı durdurularak tahliyesine karar verilirken, dosya yeniden yerel mahkemeye gönderildi. Avukat Ozan Dora, bu kararın kesinleşmiş hükümlere karşı olağanüstü kanun yollarının ne kadar hayati bir öneme sahip olduğunu bir kez daha kanıtladığını ifade etti.