Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu, sadece küresel krizlerin tartışıldığı bir platform değil, aynı zamanda Türkiye'nin yeni nesil dış politika doktrininin dünyaya ilan edildiği bir sahne oldu. AK Parti İzmir Milletvekili ve Türkiye-ABD Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Dr. Mehmet Kasapoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğindeki heyetle katıldığı New York temaslarının ardından, Türkiye'nin hem vicdani hem de rasyonel devlet aklını nasıl birleştirdiğini detaylandırdı. Kasapoğlu'na göre Türkiye, ideolojik saplantılardan uzak, kendi oyununu kuran bağımsız bir aktör olarak uluslararası arenada yerini sağlamlaştırıyor.
Gazze'den Yükselen Çığlık ve Küresel Vicdanın Sınavı
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın BM kürsüsündeki konuşmasının merkezinde, Gazze'de yaşanan insani trajedi yer aldı. Kasapoğlu, bu konuşmanın dünyanın gerçeklerle yüzleşmesi açısından kritik bir dönüm noktası olduğunu belirterek, Gazze'nin dünyanın en büyük çocuk kabristanı olarak tanımlanmasının uluslararası kamuoyunda yarattığı sarsıcı etkiye dikkat çekti. Türkiye'nin bu süreçte hiçbir ülkenin cesaret edemediği bir inisiyatif aldığını vurgulayan Kasapoğlu, devletlerin sessiz kaldığı bir ortamda Türkiye'nin bedel ödemeyi göze alarak haksızlığa karşı durduğunu ifade etti. Son üç yılda 74 bin sivilin katledildiği bir tabloda, Türkiye'nin susmamasının onurlu bir duruşun en somut göstergesi olduğunu belirtti.
Dünya Beşten Büyüktür Vizyonu ve Bölgesel Çözümler
Küresel sistemin tıkandığına ve kapasitesini yitirdiğine işaret eden Kasapoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Dünya 5'ten büyüktür vizyonunun artık bir zorunluluk haline geldiğini savundu. BM'nin felç olma halini aşmak için önerilen beş ilkenin, uluslararası hukukta çifte standardı bitirecek bir reçete olduğunu dile getirdi. Bu tıkanıklığı aşmanın yolunun bölgesel sahiplenmeden geçtiğini belirten Kasapoğlu, Türkiye'nin Pakistan ve Suudi Arabistan ile kurduğu savunma ittifakını, küresel sorunlara kendi içimizden çözüm bulma iradesinin bir yansıması olarak nitelendirdi. Cezasızlık kültürünün sona ermesi gerektiğinin altını çizen Kasapoğlu, Türkiye'nin bu konuda öncü bir rol üstlendiğini hatırlattı.
Ekonomik Diplomasi: 100 Milyar Dolarlık Hedef
Türkiye'nin insani duruşunun, rasyonel ekonomik gerçekleri ıskalamadığına dikkat çeken Kasapoğlu, Türk-Amerikan ilişkilerinin 100. yılı etkinliklerinin stratejik bir dönüm noktası olduğunu belirtti. ABD ile ticaret hacmini 100 milyar dolara çıkarma hedefine odaklandıklarını açıklayan Kasapoğlu, 2026 yılının ilk sekiz ayında 28 milyar dolar bandının yakalandığını ve yıl sonu beklentisinin 43 milyar dolara kadar çıktığını paylaştı. Ekonomi yönetiminin New York'ta küresel fon yöneticileriyle yaptığı yoğun mesainin, Türkiye'nin şoklara karşı direncini ve yatırım fırsatlarını dünyaya anlatma konusunda kusursuz bir takım oyunu olduğunu ifade etti. Savunma sanayiindeki ihracatın 10 milyar doları aşması ve teknolojik sıçramalar, Türkiye'nin artık sadece ürün satan değil, yatırım yapan ve üs kuran bir güç haline geldiğinin kanıtı olarak sunuldu. Kasapoğlu, Türkiye'nin ikinci yüzyılına yürürken, köklü geçmişini ticari ve stratejik bağlarla perçinleyerek dünya denklemindeki yerini tartışmasız bir seviyeye taşıdığını sözlerine ekledi.