İzmir'in Foça ilçesinde yükselen bu yeni yaşam hikayesi, aslında modern dünyanın hızına karşı alınmış radikal bir kararın meyvesi olarak dikkat çekiyor. ABD ve İngiltere gibi ülkelerde uluslararası ticaret üzerine eğitim almış, gıda sektörünün devlerinde uzun yıllar ter dökmüş Sırma Gök ile Danimarka'da ekonomi yüksek lisansı yapmış, global şirketlerde üst düzey yöneticilik koltuğunda oturan Bekir Gök, 2019 yılında dünyaya gelen ikizleri Ege ve Ceyhan'ın doğumuyla birlikte hayatlarının rotasını tamamen değiştirdiler. Kurumsal dünyanın ışıltılı ofislerini, toplantı odalarını ve bitmek bilmeyen mesailerini geride bırakan çift, 2021 yılında İzmir'in Foça ilçesine yerleşerek kendi çiftliklerini kurdular. Bugün ise sertifikalı organik tarım yaparak, tavukları, koyunları ve inekleriyle iç içe, toprağın bereketine odaklanan bir yaşam sürüyorlar.

Doğanın kucağında yeni bir gelecek inşası
Sırma Gök, çocuklarının toprağı tanıyarak, hayvanlarla temas ederek ve en önemlisi doğal gıdalarla beslenerek büyümesini en büyük öncelikleri olarak tanımlıyor. Şehir hayatının karmaşasından uzaklaşarak araziyi satın aldıkları süreci anlatan Gök, ilk etapta sadece kendi çocuklarının sağlıklı beslenmesini hedeflediklerini ancak zamanla bu tutkunun profesyonel bir üretime dönüştüğünü ifade ediyor. Ata tohumlarını toprakla buluşturduklarını, kimyasal gübre veya ilaç kullanmadan tamamen organik sertifikalı ürünler yetiştirdiklerini belirten Sırma Gök, kırsal yaşamın zorluklarına rağmen sunduğu manevi huzurun paha biçilemez olduğunu vurguluyor. Sosyal medya, teknoloji ve yapay zeka gibi modern araçları çiftlik yönetimine entegre ederek, toprağın sunduğu bereketi ticari bir başarıya dönüştürmenin mümkün olduğunu kanıtlıyorlar.

Kurumsal disiplin çiftlik yönetimine taşındı
Bekir Gök ise kariyerinin zirvesindeyken, yani 34 yaşındayken aldığı bu kararın aslında bir kaçış değil, bir dönüşüm olduğunu belirtiyor. Daha önce organik gıda sektöründe üst düzey yönetici olarak görev yapmış olmanın getirdiği tecrübeyi, kendi arazilerinde uyguladıklarını dile getiren Gök, çiftçiliği sadece bir üretim süreci değil, aynı zamanda bir girişimcilik modeli olarak gördüklerini ifade ediyor. Aile birliğini güçlendiren, çocuklara tüketimden ziyade üretimin değerini öğreten bu yaşam tarzının, geleceğe yapılan en büyük yatırım olduğunu savunuyor. Kendi dedelerinin de çiftçi olduğunu hatırlatan Gök, eğitim ve kurumsal tecrübenin tarımsal verimlilik üzerindeki etkisini bizzat deneyimlediklerini belirtiyor.

Genç girişimcilere cesaret çağrısı
Çiftin en büyük motivasyon kaynaklarından biri de, kendi çocuklarının burada doğayla iç içe büyürken sadece tüketmeyi değil, üretmenin hazzını da öğreniyor olmaları. İlerleyen dönemlerde hayvan popülasyonunu artırmayı ve tarımsal üretim alanlarını genişletmeyi hedefleyen Gök çifti, şehirde sıkışıp kalmış veya hayatında bir değişiklik arayan genç girişimcilere de ilham veriyor. Çevrelerinden gelen 'düzeninizi bozmayın' şeklindeki uyarılara kulaklarını tıkadıklarını belirten çift, Türkiye'nin tarım alanında genç ve vizyoner girişimcilere her zamankinden daha fazla ihtiyacı olduğunun altını çiziyor. Onlara göre, doğru planlama ve cesur adımlarla kırsalda hem manevi tatmin sağlamak hem de ekonomik olarak sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek mümkün. Çaktıkları her çivinin, ektikleri her tohumun çocuklarının geleceği için birer yapı taşı olduğunu ifade eden Gök çifti, toprağın sunduğu bu yeni hayatın, kurumsal dünyanın sunduğu tüm konforlardan daha değerli olduğunu her gün yeniden keşfediyor.




