Şanlıurfa'nın Karaköprü ilçesinde meydana gelen ve bölge halkında paniğe neden olan 5.4 büyüklüğündeki deprem, uzmanlar tarafından yakından takip ediliyor. İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü ve AFAD Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hasan Sözbilir, yaşanan sarsıntının bilimsel veriler ışığında sürpriz olarak nitelendirilemeyeceğini ifade etti. Sözbilir, 6 Şubat 2023 tarihinde gerçekleşen Kahramanmaraş merkezli büyük depremlerin ardından bölgedeki stres birikiminin arttığını ve bu sarsıntının tetiklenmiş bir deprem olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Depremin dış merkezinin Bozova Fayı'nın doğu ucunda yer alması, olayın doğrudan bu fay hattıyla ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.
Bozova Fayı'nın gizli tehlikesi
Bozova Fayı, 2026 yılında güncellenen Türkiye Diri Fay haritasında 55 kilometre uzunluğunda, sağ yanal doğrultu atımlı bir yapı olarak tanımlanmış durumda. Prof. Dr. Sözbilir, fayın uzun dönemdir suskun olduğunu ve bu durumun enerji birikimini artırdığını vurguluyor. Bilim dünyasında uzun süre tartışma konusu olan fayın diriliği, yaşanan bu son sarsıntıyla birlikte kesinlik kazanmış oldu. Uzmanlar, fayın 7 büyüklüğüne varan deprem üretme kapasitesine sahip olduğunu belirterek, bölgedeki riskin ciddiyetini gözler önüne seriyor. AFAD tarafından gerçekleştirilen odak mekanizma çözümleri de depremin sağ yanal doğrultu atımlı faylanmayla doğrudan ilişkili olduğunu kanıtlıyor.
Atatürk Barajı için kritik araştırma çağrısı
Bölgedeki risk yönetimi açısından İl Afet Risk Azaltma planlarının ivedilikle uygulamaya konulması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Sözbilir, özellikle yapısal güvenlik önlemlerinin hayati önem taşıdığını ifade etti. Bozova Fayı'nın potansiyel olarak 7 büyüklüğünde bir deprem üretmesi durumunda, bölgedeki en önemli altyapı tesislerinden biri olan Atatürk Barajı üzerindeki etkilerinin de kapsamlı bir şekilde araştırılması gerektiği belirtiliyor. Barajın güvenliği ve olası bir sarsıntıya karşı dayanıklılığı, bölgenin gelecekteki afet hazırlık stratejileri açısından kritik bir başlık olarak öne çıkıyor.

Bilimsel veriler ışığında yeni dönem
Yaşanan bu deprem, Bozova Fayı'nın diri bir fay olduğunu kanıtlaması bakımından bilimsel literatürde ayrı bir önem taşıyor. Daha önce fayın diri olmadığına dair görüşler bulunsa da, son sarsıntı bu tartışmaları sonlandırarak bölgedeki fay hatlarının yeniden ve daha detaylı bir şekilde incelenmesi gerektiğini gösterdi. Prof. Dr. Sözbilir, bölge halkının ve yerel yönetimlerin bu bilimsel gerçekler ışığında hareket etmesi gerektiğini, deprem gerçeğiyle yaşamanın en önemli yolunun hazırlıklı olmak ve risk azaltma eylemlerini kararlılıkla uygulamaktan geçtiğini sözlerine ekledi. Bölgedeki sismik hareketliliğin izlenmeye devam edileceği ve elde edilen verilerin yeni planlamalara temel oluşturacağı ifade ediliyor.