Kars coğrafyasında uzun yıllardır süregelen en yüksek nokta tartışmaları, gerçekleştirilen yeni ve kapsamlı ölçümlerle nihayete erdi. Kağızman ilçesinin güneyinde, Şahyolu Sıradağları üzerinde yer alan Aşık Dede Zirvesi, yapılan teknik incelemeler sonucunda 3 bin 255 metre yüksekliğe sahip olduğu belirlenerek Kars'ın yeni zirvesi unvanını kazandı. Bu gelişme, bölgenin coğrafi verilerinin güncellenmesi açısından büyük bir önem taşıyor.

Zirve unvanı Kısır Dağı'ndan devralındı
Daha önce Kars'ın en yüksek noktası olarak kabul edilen ve 3 bin 197 metre yüksekliğe sahip olan Kısır Dağı, bu yeni ölçümle birlikte yerini Aşık Dede Zirvesi'ne bırakmış oldu. Türkiye Dağcılık Federasyonu Kars Temsilciliği ile koordineli bir şekilde yürütülen çalışmalar, bölgedeki dağların kimliklendirilmesi projesinin bir parçası olarak gerçekleştirildi. Yapılan hassas ölçümler, Aşık Dede Zirvesi'nin rakımının, bilinenin aksine çok daha yüksek olduğunu ortaya koydu.

Dağcılardan zirveye anlamlı ziyaret
Kağızman Dağcılık ve Doğa Sporları Spor Kulübü Başkanı Harun Ağdaş ve beraberindeki kulüp üyeleri Kenan Der, Zafer Alıcı ve Mecit Yıldız, bu tarihi tespiti taçlandırmak adına zirveye bir tırmanış gerçekleştirdi. Ekip, zirveye ulaştıklarında bölgenin ismini ve kesinleşen yüksekliğini gösteren bir tabela ile Türk bayrağını dikerek bu önemli coğrafi keşfi ölümsüzleştirdi. Kulüp Başkanı Ağdaş, bu çalışmanın Kağızman'da başlattıkları dağların kimliklendirilmesi projesinin ilk ve en önemli adımı olduğunu vurguladı.

Efsanelerle örülü bir dağ: Aşık Dede
Şahyolu Sıradağları'nın en yüksek noktası olan Aşık Dede Zirvesi, sadece yüksekliğiyle değil, taşıdığı kültürel ve tarihi mirasla da dikkat çekiyor. Bölgedeki yerel anlatılara ve rivayetlere göre, zirve ismini Oğuz topluluklarının bilge ozanı Aşık Dede Korkut'tan alıyor. Geçmişte Horasan üzerinden gelerek Kars, Ani ve Kağızman'ın Akçakale bölgesine yerleşen toplulukların hafızasında önemli bir yere sahip olan Aşık Dede Korkut'un mezarının da bu dağda bulunduğuna dair yörede güçlü bir inanç ve çeşitli rivayetler kuşaktan kuşağa aktarılıyor. Bu yeni coğrafi tescil, dağın hem bilimsel hem de kültürel değerini bir kez daha ön plana çıkarmış oldu.
