Kastamonu ve çevresindeki ormanlık alanlarda sonbahar yağışlarının ardından yaşanan mantar bereketi, bölge halkı için hem bir geçim kaynağı hem de geleneksel bir lezzet şöleni anlamına geliyor. Ancak bu doğal zenginlik, son günlerde ciddi bir halk sağlığı sorununa dönüşmüş durumda. Sadece son bir hafta içerisinde 40'ın üzerinde vatandaşın mantar zehirlenmesi şüphesiyle hastanelere başvurması, doğadan bilinçsizce toplanan mantarların yarattığı tehlikeyi gözler önüne serdi. Uzmanlar, özellikle birbirine çok benzeyen zehirli ve yenilebilir türlerin karıştırılmasının, geri dönüşü olmayan sağlık sorunlarına davetiye çıkardığını belirtiyor.
Görünmez tehlike: Belirtiler ortaya çıktığında çok geç olabilir
Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Doç. Dr. Çiğdem Sevim, mantar zehirlenmelerinin sinsi ilerleyişine dikkat çekerek, vatandaşların en büyük yanılgısının belirtilerin hemen ortaya çıkacağını düşünmeleri olduğunu vurguluyor. Sevim, bazı zehirli türlerin tüketildikten sonraki ilk 24 saat boyunca hiçbir semptom göstermeyebileceğini, ancak bu sürenin sonunda karaciğerin iflas eşiğine gelebileceğini ifade ediyor. Özellikle köygöçüren olarak bilinen Amanita türleri, vücutta yavaş yavaş yayılan bir toksin etkisi yaratarak organ kaybına ve ölüme sebebiyet verebiliyor. Mide bulantısı, kusma, ishal, karın ağrısı, tansiyon düşüklüğü, yüzde kızarma veya ağızda metalik bir tat hissedilmesi durumunda vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması hayati önem taşıyor.
Mutfaktaki yanlış inanışlar hayatınızı riske atıyor
Halk arasında mantarın zehirli olup olmadığını anlamak için kullanılan gümüş kaşıkla pişirme, sirkede bekletme, kurutma veya soğanla kavurma gibi yöntemlerin hiçbir bilimsel geçerliliği bulunmuyor. Doç. Dr. Sevim, bu yöntemlerin zehri yok etmediğini, aksine bazı toksinlerin ısıya dayanıklı olması nedeniyle pişirme işleminin zehir etkisini azaltmadığını belirtiyor. Ev ortamında mantarın zehirli olup olmadığını belirleyecek herhangi bir testin mevcut olmadığını hatırlatan uzmanlar, çıplak gözle yapılan ayrımın uzmanlık gerektirdiğini ve en ufak bir hatanın tüm sepeti zehirli hale getirebileceğini söylüyor. Mantarların yetiştiği bölgenin sanayi atıklarına veya yol kenarındaki ağır metallere maruz kalması da bir diğer ciddi risk faktörü olarak öne çıkıyor.
Doğadan sofraya uzanan süreçte dikkat edilmesi gerekenler
Kastamonu semt pazarlarında kanlıca mantarı gibi türlerin yoğun ilgi gördüğü ve kilogram fiyatının 400 ile 500 lira arasında değiştiği görülüyor. Pazarcı esnafı Necati Bekiroğlu, müşterilerine temiz ve güvenilir ürün sunmanın sorumluluğunu taşıdıklarını belirtse de, uzmanlar doğadan toplanan her mantarın risk taşıdığı konusunda ısrarcı. Zehirlenme şüphesi durumunda evde herhangi bir müdahalede bulunulmaması, doğrudan 112 acil servis hatlarına veya Ulusal Zehir Danışma Merkezi'ne (114) başvurulması gerekiyor. Ayrıca, tüketilen mantardan geriye kalan örneklerin veya fotoğrafların sağlık profesyonellerine gösterilmesi, doğru panzehirin uygulanması açısından kritik bir rol oynuyor. Uzmanlar, mantarların nemli ortamda saklanmaması ve buzluğa atılacaksa mutlaka kavrularak muhafaza edilmesi gerektiğini de sözlerine ekliyor.