Kastamonu Üniversitesi, tarih eğitiminin geleceğini şekillendirecek dev bir akademik organizasyona ev sahipliği yapıyor. Hoca Ahmet Yesevi Kültür Merkezi’nde kapılarını açan 12. Uluslararası Tarih Eğitimi Sempozyumu, Türkiye’nin dört bir yanından ve yurt dışından gelen akademisyenleri, araştırmacıları, öğretmenleri ve öğrencileri üç gün sürecek yoğun bir bilgi paylaşım sürecinde buluşturdu. Tarih öğretiminin bugünkü durumunun analiz edildiği ve geleceğe dair stratejilerin tartışıldığı bu önemli etkinlik, alanında uzman isimlerin katılımıyla dikkat çekiyor.
Akademik bir geleneğin meyveleri
Sempozyumun açılış programı, Kastamonu Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Selahattin Kaymakcı, İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Gümüş, üniversite yönetimi ve çok sayıda eğitimcinin katılımıyla gerçekleşti. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından üniversitenin 20. kuruluş yıldönümü anısına hazırlanan özel bir film gösterimi yapıldı. Müzikoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Ömer Gökhan’ın seslendirdiği şiirlerle renklenen açılışta konuşan Prof. Dr. Selahattin Kaymakcı, bu sempozyumun kendileri için bir tohumun meyveye durması, bir ekinin buğdaya dönüşmesi kadar kıymetli olduğunu vurguladı. Türkiye’de sınırlı sayıda bölümü bulunan tarih öğretmenliği alanında her yıl bu denli nitelikli bir sempozyum düzenlemenin büyük bir emek ve sahiplenme gerektirdiğini ifade etti.
Kadim şehrin tarihçilere vefa borcu
Kastamonu’nun köklü geçmişine dikkat çeken Prof. Dr. Kaymakcı, üniversite bünyesinde tarih bilincini canlı tutmak adına önemli adımlar attıklarını belirtti. Eğitim Fakültesi’ndeki salonlara İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Fazıl Berki Tümtürk ve Hüsnü Açıksöz gibi tarihe yön vermiş şahsiyetlerin isimlerinin verildiğini hatırlatan Kaymakcı, bu isimleri gelecek nesillere aktarmanın bir vefa borcu olduğunu dile getirdi. Kastamonu İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Gümüş ise konuşmasında, öğrencilerin sadece bilgiyle donatılmasının yeterli olmadığını, geçmişiyle bağ kuran ve milli değerlerine sahip çıkan bireyler yetiştirmenin temel hedefleri olduğunu belirtti. Gümüş, sempozyumdan çıkacak sonuçların öğrencilere vizyon kazandıracağına inandığını ifade etti.
Tarih ve geçmiş arasındaki ince çizgi
Etkinliğin akademik derinliğini artıran sunumlardan birini gerçekleştiren Prof. Dr. Lale Yıldırım, Göçmen Toplumunda Tarih ve Kimlik başlıklı konuşmasıyla tarih eğitimi kuramının temellerine ışık tuttu. Tarih ile geçmişin birbirinden keskin çizgilerle ayrılması gerektiğini savunan Yıldırım, geçmişin artık yaşanmış ve bitmiş bir olgu olduğunu, onu bütünlüğü içinde yeniden kurmanın mümkün olmadığını belirtti. Yapılabilecek tek şeyin bu geçmişi anlatmak olduğunu vurgulayan uzman isim, tarihi düşünmenin anlatımsal bir yapıya sahip olduğunu ve bu bilginin öğrencilere doğrudan aktarılamayacağını, ancak doğru yöntemlerle inşa edilebileceğini sözlerine ekledi. Üç gün boyunca devam edecek oturumlarda, tarih eğitiminin farklı boyutları derinlemesine incelenmeye devam edecek.