Türkiye'nin savunma sanayisindeki yükselişi, sadece platform üretimiyle sınırlı kalmıyor; bu platformların ihtiyaç duyduğu kritik sensör teknolojilerinde de yerli ve milli çözümler birer birer hayata geçiriliyor. Kayseri'de bulunan Erciyes Üniversitesi (ERÜ) bünyesindeki Erciyes Nötrino Araştırma Grubu, uluslararası arenada yürüttüğü yüksek teknolojili bilimsel çalışmaların meyvelerini savunma sanayisi için toplamaya başladı. Doç. Dr. Emrah Tıraş liderliğindeki ekip, özellikle hava araçlarının uçuş güvenliği ve radyasyon takibi için hayati önem taşıyan, düşük enerji tüketimiyle çalışan yenilikçi radyasyon dedektörleri geliştirdi. Bu teknoloji, Türkiye'nin nükleer fizik alanındaki akademik birikimini, sahadaki pratik ihtiyaçlarla birleştiren stratejik bir köprü görevi görüyor.
Uzayın derinliklerinden savunma sanayisine uzanan yolculuk
Erciyes Nötrino Araştırma Grubu'nun çalışmaları, aslında evrenin en gizemli parçacıklarından biri olan nötrinoları anlamaya yönelik uluslararası deneylerle başladı. ABD'deki Fermi Ulusal Hızlandırıcı Laboratuvarı bünyesindeki ANNIE, NOvA ve DUNE gibi dev projelerde aktif rol alan ekip, California Berkeley Üniversitesi ile ortaklaşa yürüttüğü EOS hibrit nötrino dedektörü çalışmalarıyla parçacık fiziğinin sınırlarını zorluyor. Ancak bu akademik derinlik, sadece teorik bilgi üretmekle kalmıyor; aynı zamanda radyasyonun ölçülmesi ve analiz edilmesi konusunda Türkiye'nin kendi teknolojisini üretmesi için gereken altyapıyı da sağlıyor. Doç. Dr. Emrah Tıraş, bu süreçte ERNAM ve TAUM gibi merkezlerin sunduğu imkanları kullanarak, dedektörlerin elektronik kart tasarımlarından yazılımlarına kadar her aşamayı kendi laboratuvarlarında gerçekleştirdiklerini vurguluyor.
Düşük voltajla yüksek performans hedefi
Savunma sanayisinde kullanılan mevcut radyasyon dedektörlerinin en büyük handikaplarından biri, ihtiyaç duydukları yüksek enerji seviyeleri olarak öne çıkıyor. Özellikle İHA, SİHA ve kargo uçakları gibi enerji yönetiminin kritik olduğu platformlarda, 1800-2000 volt seviyelerinde çalışan sistemler ciddi bir yük oluşturuyor. Erciyes Üniversitesi'nde geliştirilen yeni nesil silikon tabanlı dedektörler ise bu sorunu kökten çözmeyi hedefliyor. RadFET olarak adlandırılan ve yaklaşık 30 volt civarında çalışabilen bu yapılar, hem enerji tasarrufu sağlıyor hem de kompakt yapılarıyla hava araçlarına kolayca entegre edilebiliyor. TÜBİTAK destekli bu projenin ulusal patenti onaylanmış durumda ve uluslararası patent süreci de hızla devam ediyor. Bu dedektörler, sadece radyasyon seviyesini ölçmekle kalmıyor, aynı zamanda KBRN tehditlerine karşı da etkin bir koruma kalkanı oluşturuyor.
Yapay zeka ve yerli üretim vizyonu
Araştırma grubunun başarısının arkasında, sadece donanım değil, aynı zamanda güçlü bir yazılım ve veri analizi yetkinliği yatıyor. Dr. Merve Taş'ın liderliğinde yürütülen yapay zeka uygulamaları, parçacık fiziğinden gelen karmaşık verilerin hızlı ve doğru bir şekilde işlenmesini sağlıyor. İbrahim Koca gibi uzmanların katkılarıyla geliştirilen Monte Carlo simülasyonları, dedektörlerin performansını optimize ederken, yerli üretim kapasitesini de artırıyor. Türkiye'nin yarı iletken, çip teknolojileri ve kuantum sensörler gibi stratejik alanlarda dışa bağımlılığını azaltmayı hedefleyen bu bütünleşik yaklaşım, genç araştırmacıların da sürece dahil edilmesiyle bir ekosisteme dönüşüyor. Doç. Dr. Tıraş, temiz oda şartlarında üretilen bu teknolojilerin, Türkiye'nin savunma sanayisindeki yerlilik oranını artırmada kritik bir rol oynayacağını ve ülkenin ihtiyaç duyduğu her türlü radyasyon ölçüm sistemini yerli imkanlarla karşılayabileceklerini ifade ediyor.