Havaların ısınmasıyla birlikte serinlemek için baraj, gölet veya ırmak kenarlarına gidenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Ancak bilinçsizce girilen bu sular, özellikle akarsuların debisinin yükseldiği dönemlerde ciddi hayati tehlikeler barındırıyor. Uzmanlar, suyun akış hızının sandığınızdan daha sert olduğunu ve tatlı sularda yüzmenin denizden çok daha zor olduğunu vurguluyor.
Suda panik yapmanın bedeli ağır
Türkuaz Arama ve Kurtarma Derneği Operasyon Sorumlusu Deniz Temel, suda mahsur kalan birinin yaptığı en büyük hatanın çırpınmak olduğunu belirtiyor. Tatlı sularda vücudu yukarıda tutacak bir kaldırma kuvveti bulunmuyor. Panik yaparak çırpınmak, sadece nefesinizi tüketmenize ve daha hızlı yorulmanıza neden oluyor. Eğer yüzmeyi biliyorsanız, enerjinizi koruyarak sakin bir şekilde kıyıya doğru yönelmeniz hayatta kalma şansınızı artırıyor.
Güvenlik önlemlerini ihmal etmeyin
Özellikle Kayseri ve çevresindeki ırmak kenarlarında hafta sonları piknik yapan aileler, güvenlik önlemi almadan suya giriyor. Temel, bu bölgelerin çoğunda suya girmenin yasak olduğunu ve tabelaların hayat kurtarmak için konulduğunu hatırlatıyor. Balık tutanların ise teknede veya kıyıda mutlaka can yeleği kullanması gerektiğini belirtiyor. Sadece serinlemek için girdiğiniz o suların, akıntı nedeniyle sizi bir anda yatağın dışına sürükleyebileceğini unutmayın.
Peki bu durum sizi nasıl etkiler?
Eğer ailenizle pikniğe gittiğinizde "sadece ayaklarımı sokayım" diyorsanız, akarsuyun sert debisinin sizi aniden içine çekebileceğini göz önünde bulundurmalısınız. Özellikle çocukların, görünüşü sakin olsa bile derinleşen ve akıntılı olan bu alanlardan uzak tutulması gerekiyor. Serinlemek için canınızı riske atmak yerine, güvenli ve denetimli tesisleri tercih etmeniz en doğrusu olacaktır.
Bundan sonra ne olur?
Yaz mevsimi boyunca arama kurtarma ekipleri, özellikle Kızılırmak gibi debisi yüksek bölgelerde devriyelerini artıracak. Ancak uzmanlar, bireysel önlemler alınmadığı sürece bu tür üzücü vakaların yaşanmaya devam edeceğinden endişeli. Sizce sadece yasak tabelaları koymak, insanları tehlikeli sulardan uzak tutmaya yeterli mi?