Sağlık dünyası, Diyarbakır’da yaşanan ve bir hekimin tüm birikiminin bir anda yok olmasına yol açan dava süreciyle sarsıldı. Temmuz 2021’de başlayan hukuki süreç, doktorun ağır bir kaza geçirmesiyle bambaşka bir boyuta taşındı.
Dava süreci nasıl başladı
Dördüncü çocuğunu dünyaya getiren bir hasta, bebeğinin down sendromlu doğmasının ardından doktoruna "üçlü tarama testini önermediği" iddiasıyla tazminat davası açtı. Hekim ise bu testin aileye önerildiğini ancak ailenin ek masraf çıkmaması için reddettiğini savundu. Dava devam ederken doktor, geçirdiği ciddi bir trafik kazası nedeniyle uzun süre yoğun bakımda kaldı ve kendini mahkemede savunamadı.
Haciz kararı hayatını kararttı
Yerel mahkeme, doktorun savunma yapamadığı bu dönemde aleyhine karar vererek 77 milyon liralık tazminata hükmetti. Kararın kesinleşmesinin ardından icra memurları doktorun tüm mal varlığına el koydu. HEKİMSEN Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, istinaf mahkemesinin daha sonra kararı bozduğunu ancak giden varlıkların geri getirilmesinin neredeyse imkansız olduğunu belirtti.
Bu durum doktorlar için ne anlama geliyor:
Bu olay, hekimlerin tıbbi müdahalelerinin yanı sıra hukuki süreçlerde kendilerini koruma altına almalarının hayati önemini gösteriyor. Savunma hakkının kısıtlandığı bir durumda, yerel mahkeme kararıyla mal varlığının hızla tasfiye edilmesi, meslek mensupları arasında büyük bir endişe yarattı. İstinaf kararı bozsa da, icra yoluyla tahsil edilen paranın geri dönüp dönmeyeceği belirsizliğini koruyor.