Havadis | Kocaeli | Doktor Yavuz Dizdar'dan şaşırtan uyarı: Sağlık takıntısı kanseri tetikliyor olabilir

Doktor Yavuz Dizdar'dan şaşırtan uyarı: Sağlık takıntısı kanseri tetikliyor olabilir

Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Yavuz Dizdar, Kocaeli Kitap Fuarı'nda yaptığı açıklamada, modern tıbbın tanı imkanlarının artışıyla birlikte gereksiz tetkiklerin kanser teşhislerini yapay şekilde artırdığını savundu. Dizdar, sürekli vücudunu kontrol ettiren pimpirikli bireylerin daha fazla kanserle karşılaştığını belirterek, tanı süreçlerine dair ezber bozan bir bakış açısı sundu.

Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Yavuz Dizdar, Kocaeli Kitap Fuarı'nda yaptığı açıklamada, modern tıbbın tanı imkanlarının artışıyla birlikte gereksiz tetkiklerin kanser teşhislerini yapay şekilde artırdığını savundu. Dizdar, sürekli vücudunu kontrol ettiren pimpirikli bireylerin daha fazla kanserle karşılaştığını belirterek, tanı süreçlerine dair ezber bozan bir bakış açısı sundu.

Doktor Yavuz Dizdar'dan şaşırtan uyarı: Sağlık takıntısı kanseri tetikliyor olabilir
KAYNAK: İhlas Haber Ajansı

Kocaeli'de düzenlenen 16. Uluslararası Kitap Fuarı kapsamında okurlarıyla bir araya gelen Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Yavuz Dizdar, kanser teşhis süreçleri ve hastalık algısı üzerine dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Söyleşi sonrası yaptığı değerlendirmelerde, günümüzde yaygınlaşan görüntüleme teknolojilerinin bazen faydadan çok kafa karışıklığına yol açtığını vurgulayan Dizdar, özellikle sağlık konusunda aşırı titiz davranan kişilerin durumuna parantez açtı. Dizdar, sürekli tetkik yaptırmanın aslında gizli kalabilecek bulguları gün yüzüne çıkardığını belirterek, pimpirikli bireylerin daha sık kanser teşhisi almasının tesadüf olmadığını ifade etti.

Tanı teknolojileri ve gereksiz kurcalama riski

Dr. Dizdar, ultrason gibi görüntüleme yöntemlerinin her muayenehaneye girmesiyle birlikte, geçmişte fark edilmeyecek küçük nodüllerin artık kolayca tespit edildiğini belirtti. Kendi meslek hayatından örnekler veren uzman isim, 1988 yılında Batman'da görev yaparken ultrason cihazının bölgede neredeyse bulunmadığını hatırlatarak, günümüzdeki bolluğun tanı oranlarını nasıl değiştirdiğini gözler önüne serdi. Dizdar, bu durumu özetlerken, pimpirikli hastaların vücutlarını sürekli kurcalattığını ve bu durumun kaçınılmaz olarak bir teşhisle sonuçlandığını savundu. Özellikle tiroid nodülleri üzerinden örnek veren Dizdar, Amerika'daki istatistiksel artışın da benzer bir teknolojik yaygınlaşma dönemine denk geldiğine dikkat çekti.

Hücrelerin mahalle baskısı ve bağ dokusu

Kanser hücresinin aslında her insanın vücudunda potansiyel olarak var olduğunu belirten Dizdar, tıbbın bu konudaki genel kabulüne farklı bir yorum getirdi. Hücrelerin kanserleşmemesini sadece genetik kusursuzluğa bağlamanın eksik olduğunu savunan Dizdar, hücreyi çevreleyen bağ dokusunun bir nevi koruyucu kalkan görevi gördüğünü ifade etti. Dizdar, vücuttaki hücrelerin birbirini kontrol ettiği bir mahalle baskısı mekanizmasından bahsederek, bu düzenin bozulmasıyla kanserleşme sürecinin başladığını belirtti. Bağışıklık sisteminin ise bu süreçte bir anahtar-kilit uyumuyla çalıştığını, ancak her zaman bu mekanizmanın yeterli olmadığını dile getirdi.

Metastazın gizemi ve yaşlılık faktörü

Kanser hücrelerinin vücuttaki yayılımı olan metastaz konusunda da tıbbi literatürdeki tartışmalara değinen Dizdar, kas dokusunun vücutta en fazla yer kaplamasına rağmen neden metastazın daha çok karaciğer veya akciğer gibi organlarda görüldüğünün hala tam olarak açıklanamadığını belirtti. Yaşlılık ve kanser ilişkisine de değinen uzman, yaş ilerledikçe vücutta hasar birikiminin arttığı teorisinin bir kural olmadığını, 90 yaşına kadar sağlıklı kalabilen pek çok insanın varlığıyla açıkladı. Dizdar, yaşlılıkta yapılan taramalarda bulunan bazı oluşumların aslında klinik olarak kanser tanımıyla örtüşmeyebileceğini, ancak mikroskopik incelemelerde bu tanının konulabildiğini vurguladı.

Tedavideki başarı ve nüks sorunu

Konuşmasının sonunda kanser tedavisindeki başarı oranlarına değinen Dr. Yavuz Dizdar, ilk aşamada uygulanan tedavilerin oldukça etkili olduğunu ancak hastalığın ilerleyen dönemlerde nüksetmesinin hala çözülemeyen bir sorun olduğunu belirtti. Hücrelerin tedaviye adapte olması veya gizli kalan hücrelerin yeniden aktive olması gibi teoriler üzerinde duran Dizdar, mevcut kemoterapi süreçlerinin mantığının yeniden sorgulanması gerektiğini ifade etti. Dizdar, tıbbın bazen yanlış yere odaklandığını ve bu gizemli nükslerin altında yatan gerçek nedenlerin gelecekte daha derinlemesine tartışılması gerektiğini sözlerine ekledi.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız