Kocaeli’nin İzmit ilçesine bağlı Tevfikiye Mahallesi, geçtiğimiz günlerde oldukça sıra dışı ve köklü bir geleneğin yeniden canlanmasına ev sahipliği yaptı. Tam 137 yıldır sürdürülen ve harman sonu döneminin bereketini simgeleyen Saya geleneği, bu yıl da gençlerin hazırladığı renkli ve bir o kadar da gizemli gösterilerle yaşatıldı. Havanın kararmasıyla birlikte sokaklara dökülen gençler; deve, ayı, keçi, teke ve çeşitli hayalet figürlerini temsil eden kostümleriyle mahalle sakinlerine unutulmaz anlar yaşattı. Çan seslerinin yankılandığı sokaklarda, geçmişin izlerini taşıyan bu ritüel, modern zamanın karmaşasında unutulmaya yüz tutmuş bir kültürel mirası gün yüzüne çıkardı.
Çoban hakkı için sahnelenen oyunlar
Geçmiş yıllarda temel amacı köydeki çobanın emeğinin karşılığı olan payı toplamak olan bu gelenek, günümüzde daha çok bir eğlence ve dayanışma kültürü olarak varlığını sürdürüyor. Eskiden gençlerin ev ev dolaşarak çoban için buğday ve çeşitli mahsuller topladığı, toplanan bu ürünlerin daha sonra helva yapımında kullanıldığı biliniyor. Günümüzde ise bu mahsullerin yerini büyük oranda nakdi yardımlar almış durumda. Etkinlik sırasında gençler, geleneğin bir parçası olarak izleyicilerin üzerine doğru hamleler yapıyor ve bahşiş verilene kadar yerden kalkmayarak izleyenleri hem şaşırtıyor hem de kahkahaya boğuyor. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği bu gösteriler, mahallede adeta bir şenlik havası estiriyor.
Orta Asya'dan Anadolu'ya uzanan köklü miras
Etkinliğe katılan bölge sakinlerinden Ahmet Şahin, Saya geleneğinin kökenlerinin Orta Asya’ya kadar uzandığını vurguluyor. Şahin, bu ritüelin özellikle kırsal kesimlerde harman sonu döneminde gerçekleştirilen bir eğlence kültürü olduğunu belirterek, bir dönem harman faaliyetlerinin azalmasıyla etkinliğe ara verildiğini ancak gençlerin bu kültürü yeniden canlandırmak için büyük çaba sarf ettiğini ifade ediyor. Şahin, "Orta Asya’dan beri gelen bir Türk geleneği. Köyler arası gezilerek yapılan, gençlerin eğlencesi. Uzun süre ara vermiştik bu işe çünkü eskisi gibi harman dönemi kalmamıştı. Gençler etkinliği biraz daha geliştirmeye çalıştılar" diyerek geleneğin evrimini özetliyor.
Karanlığın ardındaki gizemli figürler
Etkinliğin en dikkat çekici yanlarından biri de kostümlerin ve figürlerin seçimi. Hayvan figürlerinin ön planda olduğu gösteride, katılımcıların kimliklerinin gizli kalması büyük önem taşıyor. Havanın kararmasıyla birlikte kimin kim olduğunun anlaşılmaması, etkinliğin gizemini ve heyecanını artıran temel unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Ahmet Şahin, bu durumu şu sözlerle açıklıyor: "Etkinlikte hayvan figürleri özellikle kullanılıyor. Onlara göre hareketler yapılmaya çalışılıyor. Mesela etkinlikte devesi vardır, ayısı vardır, keçisi vardır, tekesi vardır. Bunlara benzeyen kıyafetler giyilerek oluşturulmaya çalışılıyor. Tabii havanın da karanlık olması gerekiyor. İnsanların tanınmaması gerekiyor, işin özü bu." İlk kez izleyenler için oldukça farklı ve zaman zaman korkutucu gelebilecek bu deneyim, aslında mahalle halkı için yıllardır süregelen bir neşe kaynağı olmaya devam ediyor.