Kocaeli 2'nci Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen dava, siyaset dünyasında yankı uyandıran bir tartışmanın hukuki boyutunu gözler önüne serdi. Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, eski Refah Partisi Milletvekili Şevki Yılmaz'ın şikayetiyle başlatılan yargı sürecinde dördüncü kez savunma yapmak üzere adliyeye geldi. Müşteki Şevki Yılmaz'ın katılmadığı duruşmada, Özdağ ve avukatları hazır bulunarak iddialara karşı tezlerini sundular. Dava süreci, 2024 yılında İstanbul'da gerçekleşen bir düğün töreninde sarf edilen sözlerin ardından tetiklenmişti.
Düğünde başlayan gerilimin hukuki yansıması
Söz konusu tartışma, Berna Sultan Osmanoğlu'nun düğününde Şevki Yılmaz'ın yaptığı konuşmayla alevlendi. Yılmaz'ın Osmanlı hanedanının yurt dışına gönderilmesine atıfta bulunarak kullandığı ifadeler, kamuoyunda ve siyaset arenasında geniş çaplı tepkilere yol açtı. Bu sözlere sosyal medya üzerinden yanıt veren Ümit Özdağ, Yılmaz'a yönelik olarak bir karşılaşma durumunda soylu ve soysuz kavramlarının gerçek anlamını göstereceğine dair bir paylaşımda bulundu. Bu paylaşım, Yılmaz tarafından tehdit olarak değerlendirilerek yargıya taşındı. Özdağ, mahkeme salonunda yaptığı savunmada, savcılığın cezalandırma talebine karşı çıkarak, ifadelerinin herhangi bir fiziksel tehdit unsuru taşımadığını ısrarla belirtti.

Akademik kimlik ve siyasi tepki vurgusu
Bir siyaset bilimi profesörü olduğunu hatırlatan Özdağ, savunmasında şu detaylara dikkat çekti: Kendisini daha önce hiç tanımadığını ve şahsen karşılaşmadığını belirten Özdağ, bir boksörün tehdit algısı ile bir akademisyenin bilgiye dayalı tepkisinin farklı olduğunu ifade etti. Özdağ, Eğer karşılaşırsak soyluyu ve soysuzu gösteririm derken kastettiği şeyin fiziksel bir şiddet değil, tarihsel belgeler ve akademik veriler ışığında yapılacak bir yüzleşme olduğunu savundu. Siyaset bilimi alanında doktora tezi hazırlamış bir akademisyen olarak, tarihin doğru okunması gerektiğine inandığını belirten Özdağ, bu ifadelerin hakaret veya tehdit kapsamında değerlendirilmesinin hukuki açıdan hatalı olduğunu savundu.

Tarihsel tartışmalar mahkeme salonunda
Duruşma sonrasında adliye önünde basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Özdağ, tartışmanın temelinde Cumhuriyet'in kurucu değerlerinin yattığını belirtti. Yılmaz'ın sözlerinin doğrudan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne ve İstiklal Harbi'nin önderlerine yönelik bir hakaret olduğunu savunan Özdağ, bu duruma karşı sessiz kalmasının mümkün olmadığını ifade etti. O dönemde düğünde bulunan tarihçi İlber Ortaylı'nın da benzer bir tepki gösterdiğini hatırlatan Özdağ, kendisinin de bir siyasetçi olarak bu değerleri savunma sorumluluğu taşıdığını dile getirdi. Özdağ, şayet Şevki Yılmaz ile bir araya gelmiş olsalardı, kendisine belgelerle kimin vatansever, kimin işgalci zihniyetle hareket ettiğini detaylıca anlatacağını belirterek, sözlerinin arkasında durduğunu yineledi. Mahkeme süreci, tarafların sunduğu argümanlar ve savunmalarla devam ederken, kamuoyu davanın nihai sonucunu bekliyor.