Konya’nın kırsalında koyun yetiştiriciliği, kadınların dokunuşuyla hem bir geleneğe hem de ekonomik bir kazanca dönüşüyor. Geceyi dağda geçiren koyunlar, sabahın ilk ışıklarıyla köye getiriliyor ve kadınlar tarafından özenle sağılıyor. Bu süreç, sadece bir üretim değil, aynı zamanda nesilden nesile aktarılan bir yaşam biçimini temsil ediyor.
Elle sağımın sırrı
Üreticiler, sütü doğrudan doğal haliyle işleyerek peynire dönüştürüyor. 28 yıldır bu işle uğraşan Şerife Toklu, makinelerin sütün doğallığını bozduğunu belirterek süreci şöyle anlatıyor: "Sütü sağıp süzüyoruz, mayalıyoruz ve ardından tuzlayıp salamura haline getiriyoruz. Makine yerine elle sağımı tercih ediyoruz çünkü bu yöntemle sütün kalitesini koruyoruz. Mayıs ayında başlayıp Ağustos ortasına kadar süren bu yoğun maratonda günlük 10-15 kilo peynir elde ediyoruz."
Doğallığın lezzeti
Peynirin kalitesinin hayvanın beslenmesine bağlı olduğunu vurgulayan Emre Toklu ise yaylımın önemine dikkat çekiyor. Yemle beslenen hayvanın sütünde aynı lezzetin bulunmadığını söyleyen Toklu, "Biz hayvanları dışarıda, doğal otlaklarda gezdiriyoruz. Emekli ve zahmetli bir iş olsa da severek yapıyoruz. Sipariş üzerine çalıştığımız için elimizdeki ürünü doğrudan müşteriye ulaştırıyoruz. Köydeki satış fiyatımız ise kilogram başına 600 lira" ifadelerini kullanıyor.
Peki bu üretim modeli sürdürülebilir mi? Geleneksel yöntemlerle üretilen bu peynirler, fabrikasyon ürünlere karşı yerel ekonomiyi ayakta tutan önemli bir kale görevi görüyor. Köylüler, her geçen yıl artan talep karşısında doğal üretimden vazgeçmeden siparişlerini karşılamaya devam ediyor.