Manisa'nın Demirci ilçesine bağlı Sevinçler Mahallesi'nde, sonbaharın gelişiyle birlikte bağlardan toplanan üzümler, sofralara şifa olarak dönmek üzere hummalı bir sürece giriyor. Bölgedeki çiftçiler, modern dünyanın hızına inat, atalarından miras kalan geleneksel yöntemlerle pekmez üretimi yaparak hem kültürel mirası yaşatıyor hem de doğal beslenmenin önemini vurguluyor. 86 yaşındaki çiftçi Himmet Taş ve ailesi, mahalle sakinleriyle bir araya gelerek imece usulüyle gerçekleştirdikleri bu üretimde, emeğin ve sabrın en güzel örneklerini sergiliyor. Üzümün bağdan koparılıp şişelenmesine kadar geçen üç günlük süreç, büyük bir titizlikle yürütülüyor.

Doğallıktan ödün vermeyen üretim süreci
Üretim süreci, bağlardan özenle toplanan üzümlerin üretim alanına getirilmesiyle başlıyor. Çuvallara doldurulan üzümler, mahalle sakinlerinin ortak çalışmasıyla geleneksel yöntemlerle ezilerek suları çıkarılıyor. Elde edilen üzüm suyu, süzüldükten sonra büyük kazanlara alınıyor. Bu aşamada, yörede pekmez toprağı olarak bilinen özel beyaz toprak eklenerek karışımın dinlenmesi sağlanıyor. Bu toprak, üzüm suyunun içindeki tortunun dibe çökmesine yardımcı oluyor. Dinlendirme işleminin ardından yeniden süzülen üzüm suyu, odun ateşinde kaynatılmaya başlanıyor. Kaynatma sırasında kazanlar arasında aktarılan pekmezin kıvamı, ustaların yıllara dayanan tecrübesiyle, meşhur kaşık testiyle kontrol ediliyor. Tam kıvamına ulaştığında ise dinlendirilip şişelenerek tüketime hazır hale getiriliyor.

Zirai ilaçsız tarım ve şifa dolu bir gelenek
Üretici Himmet Taş, çocukluğundan beri bağcılıkla iç içe olduğunu belirterek, üretimlerinde zirai ilaç kullanmadıklarını, tamamen hayvansal gübre ile yetiştirilen üzümleri tercih ettiklerini ifade ediyor. Taş, kara üzüm pekmezinin özellikle nezle ve öksürük gibi kış hastalıklarına karşı doğal bir şifa kaynağı olduğunu vurgularken, lezzetini artırmak isteyenlere tahinle tüketmelerini öneriyor. Hazırlanan bu doğal pekmezler, sadece mahallede tüketilmekle kalmıyor; Alaşehir, Manisa ve İzmir gibi çevre il ve ilçelerden gelen yoğun siparişler doğrultusunda sofralara ulaştırılıyor. Bu geleneksel üretim, bölge halkı için sadece bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda nesilden nesile aktarılan bir yaşam biçimi olma özelliğini koruyor.

Geçmişin hatıraları bugünün sofralarında
Üretim sürecine büyük katkı sağlayan Cemile Taş ise aileden kalan bağların bakımını yapmanın ve bu geleneği sürdürmenin kendileri için büyük bir gurur olduğunu dile getiriyor. Eskiden üzümlerin at ve eşeklerle taşındığını, ellerle sıkılarak büyük zahmetlerle pekmez yapıldığını anımsatan Taş, günümüzde işlerin bir nebze daha kolaylaştığını belirtiyor. Geçmiş yıllarda evlerde şeker bulunmadığı dönemlerde çaya bile pekmez kattıklarını anlatan Taş, bu kadim geleneği imece usulüyle yaşatmaya devam etmenin mutluluğunu yaşadıklarını ifade ediyor. Modernleşen dünyada, doğallığın ve yardımlaşmanın simgesi olan bu pekmez mesaisi, Demirci'nin bereketli topraklarında her yıl aynı heyecanla tekrarlanmaya devam ediyor.




