Mardin'in Nusaybin ilçesine bağlı Üçköy Mahallesi'nde dünyaya gelen ve bugün Almanya'nın Stuttgart şehrinde ruhani görevini yerine getiren Habib Önder, sadece bir din adamı değil, aynı zamanda Türkiye'nin gurur duyduğu bir Kıbrıs gazisi olarak dikkat çekiyor. Gençlik yıllarında vatan borcunu ödemek için üniformasını giyen Önder, Sivas ve Sarıkamış'ta dağcı komando olarak zorlu eğitimlerden geçti. Kader onu, 1974 yılında Kıbrıs Barış Harekatı'nın sıcak çatışma ortamına taşıdı. Cephede omuz omuza çarpıştığı silah arkadaşlarıyla birlikte büyük bir fedakarlık örneği sergileyen Önder, çatışmaların en yoğun olduğu anlarda sol kolundan yaralandı. O günlerden geriye kalan iki şarapnel parçası, bugün hala kolunda birer nişan gibi duruyor; cerrahi müdahalenin riskli olması nedeniyle bu parçalarla yaşamını sürdürüyor.

Cephede omuz omuza verilen mücadele
Kıbrıs'a giden 17 Süryani askerden biri olan Habib Önder, o günleri anlatırken vatan sevgisinin her türlü kimliğin üzerinde olduğunu vurguluyor. Askerlik görevini yerine getirirken din, dil veya ırk ayrımı yapmaksızın sadece vatanın bölünmez bütünlüğü için hareket ettiklerini belirten Önder, bugün bir papaz olarak toplumun karşısına çıktığında insanların yaşadığı şaşkınlığı da tebessümle karşılıyor. Türkiye'de gazilere gösterilen büyük saygının kendisini her zaman onurlandırdığını ifade eden Önder, devlet yetkililerinin kendisine gösterdiği minnetin, o gün cephede verdiği mücadelenin en büyük ödülü olduğunu dile getiriyor.

Türkiye'yi rengarenk bir bahçeye benzetiyor
Ziyaret için geldiği memleketi Mardin'de, tarihi Mor Gabriel Manastırı'nda düzenlenen ayini yöneten Önder, Türkiye'nin toplumsal yapısına dair de önemli mesajlar veriyor. Ülkeyi, içinde farklı ağaçların, çiçeklerin ve meyvelerin bulunduğu devasa bir bahçeye benzeten gazi papaz, bu zenginliğin korunması gerektiğini savunuyor. Herkesin kendi inancını hür bir şekilde yaşayabildiği bir ortamın, kardeşlik iklimini güçlendirdiğine inanan Önder, farklılıkların birer ayrışma sebebi değil, aksine bu toprakların en büyük zenginliği olduğunu vurguluyor.

Gazilik unvanı ve değişmeyen vatan sevgisi
Papazlık cübbesiyle bir gazi olarak anılmanın kendisi için tarif edilemez bir duygu olduğunu belirten Habib Önder, vatan savunmasının bir bayrak yarışı olduğunu hatırlatıyor. Sivas'ın soğuğundan Kıbrıs'ın sıcak cephelerine uzanan askerlik anılarını, bugün Almanya'daki görevinde de birer hayat dersi olarak aktaran Önder, Türkiye'nin her bir ferdinin bu vatanın asli unsuru olduğunu savunuyor. Geçmişte cephede gösterilen o sarsılmaz birliğin, bugün de toplumsal huzurun teminatı olması gerektiğini belirten Önder, gazilik unvanını hayatının en değerli parçası olarak taşımaya devam ediyor.




