Mersin'in Anamur ilçesinde 28 Temmuz tarihinde yaşanan ve yürekleri dağlayan olay, yargı sürecinde yeni bir boyuta taşındı. Bir iş hanında restoran çalışanı olarak görev yapan 12 yaşındaki Eyüp Can Güner'in yüksekten düşerek yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan trajik hadise, mahkeme salonunda sanık Necmettin Ulaş'ın savunmaları ve savcılığın sunduğu mütalaa ile yeniden şekillendi. Olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında, 25 yaşındaki sanık Necmettin Ulaş hakkında başlangıçta ihmali davranışla kasten adam öldürme suçlamasıyla 25 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti. Ancak davanın beşinci duruşmasında savcılık, dosyaya giren yeni bulgular ve tanık beyanları ışığında suçun vasfını değiştirerek sanığın çocuğa karşı kasten öldürme suçundan cezalandırılmasını istedi.

Kovalama ve tartışma iddiaları mercek altında
Olay günü iş hanında yaşananları aydınlatmaya çalışan mahkeme heyeti, tanık ifadeleri ve deliller üzerinden süreci titizlikle yürütüyor. Savcılık tarafından sunulan mütalaada, sanık Necmettin Ulaş'ın olay öncesinde Eyüp Can Güner ile aralarında bir tartışma yaşandığına dair tanık beyanlarının bulunduğu vurgulandı. Ayrıca sanığın, maktulü daha önceden tanımadığına dair ifadesinin aksine, ikilinin birbirini bildiği ve olay anında sanığın çocuğu kovaladığı tespit edildi. Savcı, sanığın iş hanı içerisinde yürümediğini, aksine koşarak çocuğu yakaladığını ve Eyüp Can'ın dış bir etkiye maruz kalarak korkuluklardan düşürüldüğünü belirtti. Bu tespitler, olayın basit bir şakalaşma kazası olduğu yönündeki savunmaları sarsan en önemli unsurlar olarak öne çıktı.

Sanıktan şakalaşma savunması ve adalet vurgusu
Tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya katılan Necmettin Ulaş, suçlamaları reddederek tek amacının çocukla şakalaşmak olduğunu iddia etti. Kimseye zarar verebilecek bir yapıda olmadığını savunan Ulaş, olay günü çocuğu yakalamış olsaydı beraber dükkana döneceklerini ifade etti. Kendisinin de 12 yaşında bir kardeşi olduğunu belirten sanık, dini inançlarına vurgu yaparak bir çocuğa karşı böyle bir eylemde bulunmasının mümkün olmadığını savundu. Medya üzerinden baskı yapıldığını öne süren Ulaş, Eyüp Can'ın kendisi için de bir kardeş gibi olduğunu belirterek, gerçeklerin ortaya çıkmasıyla suçsuzluğunun anlaşılacağını ve tahliyesini talep ettiğini dile getirdi.

Anne Güllü Can'dan net tavır
Mahkeme salonunda duygusal anların yaşandığı duruşmada, hayatını kaybeden Eyüp Can Güner'in annesi Güllü Can, sanığın özürlerini kabul etmediğini açıkça belirtti. Sanığın tutukluluk halinin devam etmesini talep eden acılı anne, savcılığın mütalaasına karşı bir diyeceğinin olmadığını ifade etti. Mahkeme heyeti, tarafları dinledikten sonra sanığın tutukluluk halinin devamına karar verirken, savunma tarafına mütalaaya karşı ek süre tanınmasına hükmederek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Anamur halkının yakından takip ettiği bu dava, çocuğa karşı işlenen suçlarda adaletin tecellisi açısından kritik bir öneme sahip olmaya devam ediyor.
