Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Mersin Üniversitesi’nde öğrencilerle bir araya gelerek yüksek yargının çalışma prensipleri ve hukuk devleti üzerine konuştu. Özkaya, Türkiye'deki anayasal düzenin sadece teknik bir hukuk metni olmadığını, aynı zamanda toplumun birlikte yaşama iradesini temsil eden bir sözleşme olduğunu vurguladı.

Yargının yoğun mesaisi
Özkaya, Anayasa Mahkemesi’nin masasında şu an 102 bin civarında dosya bulunduğunu duyurdu. Yıllık karar kapasitelerinin 70-75 bin bandında kaldığını belirten Özkaya, bu durumun bir birikmeye yol açtığını ifade etti. Mahkeme, dosyaları "ilk giren ilk çıkar" prensibiyle inceleyerek objektif bir adalet anlayışıyla çözüm üretmeye çalıştıklarını belirtiyor.

Hukuk devletinin sınırları
Hukuk devletinde hiç kimsenin kanunun üstünde olmadığını hatırlatan Özkaya, devlet gücünü kullanan herkesin hukukla bağlı olduğunu söyledi. Anayasa yargısının temel görevinin devletin keyfi uygulamalarını sınırlamak ve bireyin temel haklarını güvence altına almak olduğunu belirten Özkaya, mahkemelerinin uluslararası arenada da örnek alınan bir yapıya sahip olduğunu savundu.

Peki bu durum vatandaşı nasıl etkiliyor?
Mahkemenin dosya yükünün kapasitesini aşması, bireysel başvuruların sonuçlanma süresinin uzaması anlamına geliyor. Özkaya, kabul edilemeyecek nitelikteki başvuruları ayıklayarak nitelikli dosyaları daha hızlı çözmek için yeni yöntemler geliştirmeye çalıştıklarını aktarıyor. Bu süreç, hukuk sistemindeki tıkanıklıkları aşmak için atılacak adımların önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde mahkemenin dosya eleme kriterlerinde yeni düzenlemeler yapıp yapmayacağı ise merak konusu.
