Muğla'nın Yatağan ilçesinde bulunan ve dünyanın en büyük mermer kentleri arasında gösterilen Stratonikeia Antik Kenti, sadece görkemli sütunları ve anıtsal yapılarıyla değil, artık geçmişin gündelik yaşamına dair sunduğu samimi detaylarla da dikkat çekiyor. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan bu kadim yerleşim yerinde, Stratonikeia ve Lagina Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Bilal Söğüt öncülüğünde yürütülen arkeolojik çalışmalar, arkeoloji dünyasını heyecanlandıran bir keşfe sahne oldu. Kazı ekibi, antik kentin batı caddesi üzerinde konumlanan Roma Hamamı'nın farklı bölümlerinde titiz bir çalışma yürüttü.
Hamamın derinliklerinde saklı kalan tarih
Uzun süredir devam eden kazı faaliyetleri kapsamında, hamamın spor alanı olan palaestra, giriş bölümündeki soyunmalık apodytorium ve havuzların bulunduğu soğukluk bölümü frigidarium detaylıca incelendi. Prof. Dr. Bilal Söğüt, bu yıl özellikle frigidarium kısmındaki çalışmaların başarıyla tamamlandığını ve bölgenin mimari dokusuna dair çok önemli bulgulara ulaşıldığını belirtti. Yapılan kazılarda hamamın havuzları, çevresindeki nişler ve antik dönemde yaşanan bir yıkım sonrası yapının üst örtüsüne ait olan mimari parçalar gün yüzüne çıkarıldı. Bu buluntular, kentin yapısal tarihine ışık tutarken, aynı zamanda dönemin mühendislik anlayışını da gözler önüne serdi.
Üç çocuğun zamana kazınan adımları
Kazıların en duygusal ve dikkat çekici anı ise frigidarium bölümünde yaşandı. Toprak altında bin 900 yıl boyunca bozulmadan korunan üç çocuğa ait ayak izleri, antik kentin sadece kralların veya zenginlerin değil, çocukların da neşeli koşturmacalarına ev sahipliği yaptığını kanıtladı. Bu izler, Stratonikeia'nın sadece taşlardan ibaret bir yer olmadığını, binlerce yıl önce burada yaşayan insanların günlük rutinlerinin, oyunlarının ve yaşam enerjilerinin de tarihe kazındığını gösteriyor. Arkeologlar için bu izler, antik kentin sosyal dokusunu anlamak adına paha biçilemez birer kanıt niteliği taşıyor.
Geçmişin günlük yaşamına açılan pencere
Günümüze kadar ulaşan bu küçük ayak izleri, Stratonikeia'nın tarihi önemini bir kez daha pekiştiriyor. Antik kentin anıtsal yapıları arasında kaybolan insan hikayelerini görünür kılan bu keşif, ziyaretçilere ve araştırmacılara geçmişle kurulan bağın ne kadar somut olabileceğini hatırlatıyor. Prof. Dr. Bilal Söğüt ve ekibi, bu tür buluntuların kentin kültürel mirasını zenginleştirdiğini ve Stratonikeia'nın sadece bir arkeolojik alan değil, aynı zamanda yaşayan bir tarih sahnesi olduğunu vurguluyor. Kazı çalışmaları, antik kentin gizemli geçmişini aydınlatmaya ve binlerce yıl öncesinden gelen bu sessiz tanıkları gün yüzüne çıkarmaya devam ediyor.