Havadis | Muğla | Aynaya baktığınızda gördüğünüz o çizgiler aslında yaşlanma belirtisi olmayabilir

Aynaya baktığınızda gördüğünüz o çizgiler aslında yaşlanma belirtisi olmayabilir

Yaz mevsiminin ardından ciltte beliren ince çizgilerin kalıcı kırışıklıklar olduğu düşüncesi yaygın bir yanılgıdan ibaret. Uzmanlar, güneş ve deniz suyunun yarattığı yoğun kuruluk etkisinin cildi olduğundan daha yaşlı gösterebileceğine dikkat çekerek, doğru bakım stratejileriyle bu durumun geri çevrilebileceğini vurguluyor.

Yaz mevsiminin ardından ciltte beliren ince çizgilerin kalıcı kırışıklıklar olduğu düşüncesi yaygın bir yanılgıdan ibaret. Uzmanlar, güneş ve deniz suyunun yarattığı yoğun kuruluk etkisinin cildi olduğundan daha yaşlı gösterebileceğine dikkat çekerek, doğru bakım stratejileriyle bu durumun geri çevrilebileceğini vurguluyor.

Aynaya baktığınızda gördüğünüz o çizgiler aslında yaşlanma belirtisi olmayabilir
KAYNAK: İhlas Haber Ajansı

Yaz aylarının sona ermesiyle birlikte pek çok kişi aynaya baktığında cildinde yeni ince çizgiler ve kırışıklıklar fark ettiğini düşünerek endişeye kapılıyor. Ancak Acıbadem Bodrum Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Esra Eşbah, bu durumun her zaman yaşlanma süreciyle doğrudan bağlantılı olmadığını, aksine mevsimsel etkilerin yarattığı geçici bir yanılsama olabileceğini belirtiyor. Güneşin yakıcı etkisi, deniz suyunun tuzu ve havuzlardaki klor, cildin en üst tabakası olan epidermiste ciddi bir nem kaybına yol açıyor. Bu yoğun kuruluk, cilt yüzeyinde sanki kalıcı kırışıklıklar oluşmuş gibi bir görüntü sergileyerek kişileri yanıltabiliyor. Oysa bu çizgilerin büyük bir kısmı, cildin neme doymasıyla birlikte ortadan kalkabilecek yüzeysel doku bozukluklarıdır.

Güneşin cildin alt katmanlarındaki gizli tahribatı

Güneş ışınlarının cilt üzerindeki etkisi sadece leke oluşumu veya yüzeysel kurulukla sınırlı kalmıyor. Dr. Eşbah, güneşin derinin temel yapı taşı olan kolajen liflerine de ciddi zararlar verdiğini hatırlatıyor. Yaz boyunca maruz kalınan ultraviyole ışınları, cildin elastikiyetini sağlayan bu yapıyı zayıflatarak cildin kendini onarma kapasitesini düşürüyor. Sadece güneş değil, sürekli deniz ve havuz suyuyla temas etmek de cildin doğal bariyerini zayıflatarak nem tutma kapasitesini azaltıyor. Bu durum, cildin üst tabakasında kuruluk kaynaklı bir büzülmeye ve dolayısıyla ince çizgilerin belirginleşmesine neden oluyor. Ancak bu durumun bir yaşlanma belirtisi değil, cildin susuz kalmış bir tepkisi olduğunu bilmek, doğru tedavi yöntemlerini seçmek açısından büyük önem taşıyor.

Kışın da devam eden görünmez tehlike

Toplumda yaygın olan bir diğer yanlış inanış ise güneş koruyucuların yalnızca yaz tatillerinde veya plajlarda kullanılması gerektiği yönündedir. Oysa UVA ışınları, cildi yaşlandıran en temel faktörlerden biri olarak yaz kış demeden etkisini sürdürüyor. Kış aylarında güneşin yakıcı etkisinin azaldığını düşünerek koruyucuları rafa kaldırmak, cildin yıl boyunca savunmasız kalmasına neden oluyor. Dr. Eşbah, kış aylarında da güneş koruyucu kullanımının aksatılmaması gerektiğini, özellikle açıkta kalan bölgelere gün içinde 2-3 saatte bir uygulama yapmanın cildi korumak için kritik bir alışkanlık olduğunu vurguluyor. Yazın cildi ihmal edip kışın toparlamaya çalışmak yerine, koruyucu tıbbın ilkelerine uygun olarak yılın her günü cildi dış etkenlerden korumak, uzun vadeli cilt sağlığı için en etkili yöntemdir.

Yaz aylarında yapılabilecek koruyucu dokunuşlar

Yaz mevsiminde cilde hiçbir işlem yapılamayacağı düşüncesi de dermatolojik açıdan doğru bir yaklaşım değildir. Cildi güneş kaynaklı tahrişlere açık hale getirecek agresif işlemlerden kaçınmak gerekse de, cildi destekleyecek pek çok koruyucu uygulama yaz aylarında da güvenle tercih edilebilir. Özellikle peptit ve polinükleotit bazlı mezoterapiler, yaz boyunca cildin maruz kaldığı tahribatı minimize etmekte oldukça başarılı sonuçlar veriyor. Öte yandan, altın iğne gibi kontrollü mikro travmalar yaratarak cildin iyileşme kapasitesini artıran yöntemler, dermis tabakasındaki kolajen üretimini tetikleyerek cildi sıkılaştırıyor. Ancak bu tür uygulamaların başarısı, cihazın kalitesi kadar uygulayıcının uzmanlığına da bağlıdır. Deneyimli bir hekim tarafından doğru hastaya uygulandığında, altın iğne tedavisi cilt gençleştirmede ve elastikiyet kaybını gidermede oldukça etkili bir çözüm sunuyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız