Niğde'nin Hıdırlık Sanayi Sitesi'nde yıllardır demircilik mesleğini icra eden Harun ve Adnan Ulaşer kardeşler, sadece metalin soğuk yüzüne şekil vermekle kalmıyor, aynı zamanda ailelerinden devraldıkları köklü bir zanaatı da yaşatmanın gururunu yaşıyorlar. 61 yaşındaki kardeşler, 70 yıl boyunca at arabası ustalığı yapan merhum babaları Salih Ulaşer'in izinden giderek, artık yollarda görmeye alışık olmadığımız o nostaljik araçları minyatür formunda yeniden hayata döndürüyorlar. Geçmişin izlerini taşıyan bu el emeği eserler, bugün modern mekanların en gözde dekoratif parçaları haline gelmiş durumda.

Geçmişin izlerini taşıyan el emeği eserler
At arabalarının günlük yaşamdan çekilmesiyle birlikte bu araçların taşıdığı kültürel değerin de kaybolmaması için kolları sıvayan Ulaşer kardeşler, hiçbir kalıp kullanmadan tamamen el işçiliğiyle üretim yapıyorlar. Babalarından öğrendikleri teknikleri, günümüzün estetik anlayışıyla birleştiren ikili, ortaya çıkan her bir parçada büyük bir titizlikle çalışıyor. Büyük boyutlu at arabalarının yerini alan bu minyatür modeller, sadece birer süs eşyası değil, aynı zamanda bir dönemin ulaşım kültürünü temsil eden sanatsal objeler olarak dikkat çekiyor.

Türkiye'nin dört bir yanından yoğun talep
Ürettikleri minyatür at arabalarının gördüğü ilgiden oldukça memnun olduklarını belirten Adnan Ulaşer, özellikle kafe ve restoran işletmecilerinin nostaljik dekorasyon arayışlarında kendilerini tercih ettiğini ifade ediyor. Türkiye'nin hemen hemen her şehrinden sipariş aldıklarını dile getiren Ulaşer, babalarının mirasını sürdürmenin kendileri için manevi bir görev olduğunu vurguluyor. Sanayi sitesindeki atölyelerinde, her bir detayı özenle işlenen bu minyatürler, paketlenerek ülkenin dört bir yanındaki işletmelere gönderiliyor ve mekanlara geçmişin sıcaklığını taşıyor.

Zanaatın modern dekorasyonla buluşması
Demirci kardeşlerin bu özverili çalışması, geleneksel zanaatların modern dünyada nasıl varlığını sürdürebileceğine dair de güzel bir örnek teşkil ediyor. At arabası ustalığının unutulmaya yüz tuttuğu bir dönemde, bu mesleği minyatür sanatıyla birleştirerek yeniden yorumlayan Harun ve Adnan Ulaşer, hem babalarının anısını yaşatıyor hem de yerel üretimin gücünü gösteriyor. El emeğiyle üretilen bu özel parçalar, dekoratif amaçlı kullanımlarının yanı sıra, bir dönemin yaşam tarzını ve zanaat kültürünü gelecek nesillere aktaran birer köprü görevi görüyor.