Mevsim geçişlerinin yaşandığı ve hava sıcaklıklarının hissedilir derecede düştüğü bu dönemde, sağlık kurumlarının acil servislerinde hareketlilik başladı. Özellikle yaz tatilinin sona ermesi ve öğrencilerin yeniden kapalı sınıflarda, yemekhanelerde ve okul servislerinde bir araya gelmesi, grip ile diğer üst solunum yolu enfeksiyonlarının hızla yayılmasına zemin hazırladı. Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Doğan, acil servislerdeki hasta yoğunluğunun şu an için yüzde 10 ile 15 seviyelerinde olduğunu, ancak gerekli tedbirler alınmadığı takdirde bu oranın çok daha yüksek seviyelere çıkabileceğini vurguladı.

Okullarda bulaş riski zirveye ulaştı
Doç. Dr. Doğan, çocukların sosyal etkileşiminin arttığı okul ortamlarının virüslerin yayılması için oldukça elverişli bir alan oluşturduğuna dikkat çekiyor. Bir çocuğun enfekte olması durumunda, aynı ortamı paylaşan diğer arkadaşlarına hastalığı bulaştırmasının kaçınılmaz olduğunu belirten Doğan, bu noktada ailelere ve okul yönetimine büyük sorumluluk düştüğünü ifade ediyor. Enfeksiyon belirtisi gösteren, öksüren veya hapşıran çocukların mümkünse birkaç gün evde istirahat etmesi, hastalığın yayılmaması adına en etkili yöntem olarak öne çıkıyor. Eğer çocuğun okula gitmesi zorunluysa, mutlaka maske kullanması ve hapşırma veya öksürme esnasında virüslerin çevreye saçılmasını engelleyecek kişisel koruyucu bariyer önlemlerini uygulaması büyük önem taşıyor.

Aşılanma ve erken müdahalenin önemi
Şu an grip aşısı için en uygun dönemde olduğumuzu hatırlatan Doç. Dr. Mustafa Doğan, özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan bireylerin ve kronik rahatsızlığı bulunanların mutlaka aşılanması gerektiğini belirtiyor. Grip hastalığının basit bir soğuk algınlığı gibi görülmemesi gerektiğini vurgulayan Doğan, tedavi edilmeyen veya ağır seyreden vakaların zatürre gibi ciddi alt solunum yolu enfeksiyonlarına dönüşebileceği konusunda uyarıyor. Evde uygulanan temel yöntemlere rağmen ateşi düşmeyen, öksürüğü şiddetlenen ve balgam gibi ek semptomlar geliştiren hastaların vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması, hastalığın daha ağır bir tabloya evrilmesini önlemek adına kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.

Ev içi bulaş riskine karşı mesafe uyarısı
Okullardan alınan virüslerin ev ortamına taşınması, özellikle yaşlılar ve kronik hastalığı olan bireyler için ciddi riskler barındırıyor. Doç. Dr. Doğan, evde yaşayan bireylerin birbirlerini korumak adına en az 1 metre mesafe kuralına uymaları gerektiğini hatırlatıyor. Kalp yetmezliği, diyabet, hipertansiyon veya kanser gibi risk faktörlerine sahip bireylerin, enfekte olan aile üyeleriyle aynı odada bulunmamaları ve kişisel hijyen kurallarına azami dikkat etmeleri gerekiyor. Özellikle el hijyeninin virüsün yayılmasını engellemede en temel bariyer olduğunu belirten uzmanlar, hapşırma ve öksürme sonrası ellerin mutlaka yıkanması gerektiğini, aksi takdirde temas yoluyla bulaşın kaçınılmaz olduğunu ifade ediyor.


