Antalya'da son dönemde estetik müdahaleler sonrası ortaya çıkan sağlık sorunları, ciddi bir krizi gözler önüne serdi. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'ne botoks uygulaması sonrasında zehirlenme belirtileriyle başvuranların sayısı her geçen gün artarken, mağdurların anlattıkları durumun vahametini ortaya koyuyor. Hastaneye yatan 16 kişinin ardından, benzer şikayetlerle yeni hastaların da acil servislere akın etmesi, estetik uygulamalardaki denetimsizliğin boyutlarını bir kez daha tartışmaya açtı. 35 yaşındaki B.J. isimli hasta, yaşadığı korku dolu süreci anlatırken, işlemin bir doktor tarafından ev ortamında gerçekleştirildiğini iddia etti. İlk kez botoks yaptırdığını belirten B.J., işlemden sadece üç gün sonra göz kapağında düşme, yutma güçlüğü ve nefes darlığı gibi ciddi semptomlarla karşı karşıya kaldığını ifade etti. Haberlerde kendisiyle aynı kaderi paylaşan diğer kadınları gördüğünde durumun ciddiyetini anladığını belirten hasta, kullanılan ürünlerin sahte olabileceğinden şüphelendiğini dile getirdi.
Ev ortamında tehlikeli estetik uygulamalar
B.J.'nin ifadeleri, estetik sektöründeki kayıt dışı uygulamaların nasıl bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini gözler önüne seriyor. Daha önce çalıştığı bir klinik grubunda tanıştığı ve İstanbul'dan Antalya'ya yeni geldiğini öğrendiği bir doktorun, kendisine evde botoks ve saç mezoterapisi yapabileceğini teklif ettiğini anlatan hasta, yaşadığı pişmanlığı şu sözlerle dile getirdi: İşlemden üç gün sonra ses kısıklığı ve yutma güçlüğü gibi belirtiler başlayınca büyük bir korku yaşadım. Doktorun yeni bir ürün firmasıyla anlaştığını söylemesi üzerine güvenmiştim ancak sonuç tam bir kabus oldu. Sağlık Bakanlığı'nın bu ürünlerin kaynağını ve uygulayıcıların yetkinliğini acilen araştırması gerektiğini düşünüyorum.
Nörotoksinin vücuttaki yıkıcı etkisi
Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nden Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Ebru Apaydın Doğan, botoksun basit bir güzellik ürünü olmadığını, aksine sinir-kas kavşağını felç eden güçlü bir nörotoksin olduğunu vurguladı. Hastaneye gelen yeni vakaların durumunun kritik olduğunu belirten Doğan, bu tür uygulamaların sadece uzman hekimler tarafından, menşei belli olan ve onaylı ürünlerle yapılması gerektiğinin altını çizdi. Prof. Dr. Babür Dora ise Türkiye'de Sağlık Bakanlığı onaylı sadece iki tür botulinum toksini bulunduğunu, piyasadaki diğer ürünlerin büyük kısmının sahte olduğunu belirtti. Dünyanın en güçlü zehirlerinden biri olan botulinum toksininin, eğitimli olmayan kişilerce veya uygunsuz dozlarda uygulanmasının hayati tehlike yarattığına dikkat çeken uzmanlar, yasal düzenlemelerin sıkılaştırılması gerektiğini savunuyor.

Acil servislerde alarm durumu
Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aslıhan Yürüktümen Ünal, hastaneye başvuran kişilerin yutma güçlüğü ve nefes darlığı gibi semptomlarla geldiğini belirterek, durumun ilerleyişinin yakından takip edildiğini ifade etti. Uygulama alanından uzaktaki kasların etkilenmesinin en büyük korkuları olduğunu belirten Ünal, komplikasyonların zamanında tanınmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Hasan Sözel ise uygulayıcı hekimlerin sertifikasyonunun ve işlemin doğru endikasyonla yapılmasının temel sorumluluk olduğunu hatırlattı. Uzmanlar, güzellik merkezlerinde peynir ekmek gibi uygulanan bu işlemlerin, denetimsiz kaldığı sürece daha fazla insanın sağlığını tehdit etmeye devam edeceği konusunda hemfikir. Vatandaşların, estetik müdahaleler öncesinde uygulayıcının uzmanlığını ve kullanılan ürünün yasal onayını mutlaka sorgulaması gerektiği uyarısı yapılıyor.