Bursa Uludağ Üniversitesi tarafından yürütülen kapsamlı bir araştırma, aile hekimlerinin çocuk ihmali ve istismarı vakalarında yasal bildirim yükümlülüklerini yerine getirme konusunda ciddi bariyerlerle karşılaştığını ortaya koydu. Uzmanlık tezi kapsamında yapılan çalışma, hekimlerin büyük çoğunluğunun eğitim eksikliği ve güvenlik endişeleri nedeniyle şüpheli durumları resmi makamlara bildirmekten kaçındığını gözler önüne seriyor.
Bursa'da görev yapan 128 aile hekimiyle gerçekleştirilen çalışma, çocuk koruma sistemindeki kritik bir boşluğa ışık tutuyor. Araştırma verilerine göre, meslek hayatında bir çocuk ihmali veya istismarı şüphesiyle karşılaşan hekimlerin yaklaşık yarısı, durumu resmi mercilere bildirmemeyi tercih ediyor.
Bildirim yapmayan hekimlerin temel gerekçeleri arasında, çocuğun ailesinden koparılacağı korkusu, eldeki bulguların hukuki kanıt niteliği taşıyıp taşımadığına dair tereddütler ve hekimin kendi güvenliğine yönelik endişeler başı çekiyor.
Eğitim ve rehberlik eksikliği temel sorun
Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, hekimlerin mezuniyet sonrası eğitim süreçlerindeki yetersizlik oldu. Katılımcıların yüzde 79'a yakını, tıp fakültesinden mezun olduktan sonra çocuk istismarı konusunda herhangi bir eğitime katılmadığını belirtti. Hekimlerin yüzde 93'ü ise bu konuda daha fazla bilgiye ve rehberliğe ihtiyaç duyduğunu dile getirdi.
Kurumsal düzeyde de standart bir işleyişin eksikliği dikkat çekiyor. Hekimlerin sadece yüzde 16'sı, çalıştığı kurumda çocuk istismarı vakalarında izlenmesi gereken standart bir prosedür veya talimatın bulunduğunu ifade etti. Bu durum, hekimlerin bireysel bilgi eksikliklerinin yanı sıra sistemsel bir rehberlik boşluğuyla da baş başa kaldığını gösteriyor.
Hukuki sorumluluklar yeterince bilinmiyor
Çalışma, hekimlerin fiziksel ve cinsel istismarı klinik olarak tanıma konusunda başarılı olduklarını, ancak yasal süreçler ve sosyal hizmet iş birliği konusunda ciddi bilgi boşlukları yaşadıklarını ortaya koyuyor. Hekimlerin yüzde 41'i, istismar belirtilerini bildirmemenin Türk Ceza Kanunu kapsamında hapis cezası gerektiren bir suç olduğundan habersiz.
Bursa Tabip Odası Başkanı Dr. Ferda Firdin, hekimlerin bildirim konusundaki tereddütlerinin genellikle "çocuğa zarar gelmesi" endişesinden kaynaklandığını belirtti. Firdin, "Hekimler, emin olmadıkları bir durumda çocuğu ailesinden koparmanın veya adli süreçlerin içine girmenin getireceği yükten çekinebiliyorlar. Ancak unutulmamalıdır ki, ilk muayenede hazırlanan adli rapor, çocuğun korunması için en kritik delildir" dedi.
Çözüm için ulusal politika şart
Araştırmayı yürüten Dr. Hasibe Şahin, çocuk istismarı ile mücadelenin sadece bireysel çabalarla değil, ulusal bir politika çerçevesinde ele alınması gerektiğini vurguladı. Şahin, "Hem mezuniyet öncesi hem de sonrası eğitimlerin güçlendirilmesi, kurum içi standart bildirim mekanizmalarının oluşturulması ve hekimlerin hukuki süreçler konusunda desteklenmesi, bildirim oranlarını artıracaktır" ifadelerini kullandı.
Bursa Tabip Odası, bu eksiklikleri gidermek amacıyla yaklaşık iki yıldır hekimlere yönelik özel eğitim programları ve "Çocuk İstismarında Hekimin Rolü" başlıklı rehberler hazırlayarak, adli süreçlerin daha sağlıklı işlemesi için çalışmalarını sürdürüyor.