21 Eylül Dünya Alzheimer Günü vesilesiyle nörolojik hastalıkların günümüz toplumundaki artış eğilimini değerlendiren Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Murat Gültekin, son kırk yıllık süreçte Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıkların görülme sıklığında belirgin bir yükseliş yaşandığını vurguladı. Uzmanlar, bu artışın tek bir nedene bağlanamayacağını, biyolojik süreçlerin yanı sıra çevresel ve sosyal faktörlerin de süreci doğrudan etkilediğini belirtiyor. Özellikle toplumda beklenen yaşam süresinin uzaması, nörolojik rahatsızlıkların daha fazla kişi tarafından deneyimlenmesine yol açan temel unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.

Yaşam Süresinin Uzaması ve Hastalık Riski
Prof. Dr. Gültekin, Alzheimer hastalığındaki artışın en temel nedenlerinden birinin toplumun genelinde beklenen yaşam süresinin uzaması olduğunu ifade ediyor. İnsan ömrünün uzaması, beyin sağlığını koruyan mekanizmaların zamanla zayıflamasına ve nörodejeneratif süreçlerin daha görünür hale gelmesine zemin hazırlıyor. Ancak Parkinson hastalığı özelinde durum biraz daha farklı bir seyir izliyor. Parkinson vakalarının daha genç yaş gruplarında da görülmeye başlandığına dikkat çeken Gültekin, bu durumun sadece yaşlanma ile açıklanamayacağını, çevresel faktörlerin, genetik yatkınlıkların ve iklim değişimlerinin de bu tabloyu karmaşıklaştırdığını belirtiyor. Özellikle erken yaşlarda kuyu suyu tüketimi gibi çevresel maruziyetlerin, Parkinson hastalığı için önemli bir risk faktörü oluşturabileceği üzerinde duruluyor.

Nörolojik Hastalıkların Görünmez Tetikleyicileri
Nörodejeneratif hastalıkların temelinde beyindeki nöronların azalması ve kaybı yatmaktadır. Alzheimer hastalığı için ileri yaşın en büyük risk faktörü olduğu bilinse de, kadın cinsiyeti, düşük eğitim seviyesi ve ailede demans öyküsü gibi unsurlar da riski artıran etkenler arasında yer alıyor. Ayrıca kafa travmaları, 50 yaş sonrası gelişen depresyon ve diğer ruhsal rahatsızlıklar da beyin sağlığını olumsuz etkileyen süreçler olarak tanımlanıyor. Prof. Dr. Gültekin, kalp sağlığını tehdit eden yüksek tansiyon, diyabet, hiperkolesterolemi ve obezite gibi durumların, aslında Alzheimer hastalığı için de doğrudan birer risk faktörü olduğunu hatırlatıyor. Görme ve işitme kayıplarının dahi bu hastalıkların gelişimiyle bağlantılı olabileceği vurgulanıyor.

Küresel Bir Sorun Olarak Migren
Nörolojik hastalıklar denildiğinde akla gelen bir diğer önemli başlık ise migren. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, engelliliğe yol açan nörolojik hastalıklar sıralamasında baş ağrısı ve migren ilk üç sırada yer alıyor. Dünya genelinde 1 milyar 200 milyondan fazla insanın migrenle mücadele ettiği tahmin edilirken, Türkiye'de bu sayının yaklaşık 16 milyon civarında olduğu belirtiliyor. Uyku bozuklukları, horlama ve uyku apnesi gibi yaşam kalitesini düşüren faktörlerin de birçok nörolojik rahatsızlığın temelinde yattığını belirten uzmanlar, sağlıklı bir yaşam için genetik mirasın yanı sıra beslenme, sosyal ilişkiler ve ruh sağlığının bir bütün olarak ele alınması gerektiğinin altını çiziyor.
