Sakarya Adapazarı’nda yaşayan 65 yaşındaki Remziye Demir, yıllarca çocuklarını okutmak için büyük emekler verdi. Başkalarının çocuklarına bakarak geçimini sağlayan Demir, evlatlarını yuva sahibi yaptıktan sonra nihayet kendi hobilerine vakit ayırabildi. Şimdi ise Halk Eğitim Merkezi’nde katıldığı dikiş kursu onun için vazgeçilmez bir tutkuya dönüştü. Öyle ki, kurstan ayrılmamak için çareyi sınıfta kalmakta arıyor.
Kursla kurulan bağ
Remziye teyze, hayatının büyük bir kısmını başkaları için fedakarlık yaparak geçirdiğini anlatıyor. Şimdi ise dikiş makinesinin başında kendi dünyasını kurduğunu söylüyor. Kurs günlerini iple çeken Demir, haftanın belirli günlerinde pazardan aldığı kumaşları değerlendirerek torunlarına ve kendine kıyafetler dikiyor. Bu ortamın kendisini hayata bağladığını belirten Remziye teyze, eğitim süreci bittiğinde kursla bağının kopmasından endişe ediyor.
Üretmenin mutluluğu
Usta öğretici Gül Esin Balık, kursun sadece dikiş öğrenilen bir yer olmadığını vurguluyor. Balık’a göre bu ortam, özellikle emekli kadınların sosyalleşmesi ve kendilerini üretken hissetmeleri için büyük bir fırsat sunuyor. Kursiyerlerin sadece beceri kazanmadığını, aynı zamanda bir arkadaşlık ortamı bulduğunu ifade ediyor. Remziye teyze gibi kadınlar, evdeki yalnızlığı bu atölyelerde paylaşıma ve üretime dönüştürüyor.
Peki bu durum seni nasıl etkiler?
Eğer sen de emeklilik döneminde vaktini nasıl değerlendireceğini düşünüyorsan, bu tür yerel kurslar hem el becerini geliştirmeni hem de yeni çevre edinmeni sağlar. Remziye teyzenin hikayesi, öğrenmenin ve üretmenin yaşının olmadığını bir kez daha kanıtlıyor. Sen de yaşadığın bölgedeki Halk Eğitim merkezlerini inceleyerek benzer bir hobiye başlayabilirsin. Remziye teyzenin kurs macerası, azmin sadece gençlere özgü olmadığını herkese gösteriyor.