Samsun'un Canik ilçesinde 27 Nisan 2025 tarihinde meydana gelen ve bir aileyi yok eden heyelan faciasının yankıları, 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen üçüncü duruşma ile yeniden gündeme geldi. Devgeriş Mahallesi'ndeki bir akaryakıt istasyonunun oto yıkama bölümünde otomobilini yıkadığı sırada yamaçtan kopan kaya ve toprak kütlelerinin altında kalan Adem Kaya ile kızları Açelya Mina ve Alya Kaya hayatını kaybetmişti. Kazadan yaralı olarak kurtulan ancak hem eşini hem de iki evladını kaybeden Çiğdem Kaya, mahkeme salonunda yaşadığı derin acıyı ve adalet beklentisini dile getirdi. Olayın ardından 17 ay geçmesine rağmen fiziksel ve ruhsal yaralarının kapanmadığını belirten Kaya, kızının ölümünden sadece üç gün sonra doğum günü olduğunu hatırlatarak, yaşadığı kaybın büyüklüğünü gözler önüne serdi.

Ruhsatsız İşletme ve İhmal İddiaları
Davanın merkezinde yer alan bilirkişi raporları, facianın önlenebilir olduğuna dair çarpıcı detaylar içeriyor. İddianamede, oto yıkama bölümünün herhangi bir ruhsatı veya yapı izin belgesi bulunmadığı, bu durumun denetim mekanizmalarını devre dışı bıraktığı vurgulanıyor. İş güvenliği uzmanlarının daha önce heyelan ve toprak kayması riskine karşı uyarıda bulunmasına rağmen, işletme yetkililerinin gerekli önlemleri almadığı, istinat duvarı veya çelik ağ gibi koruyucu sistemleri kurmadığı tespit edildi. Tutuklu sanık Mehmet Zeki Gedikli ise savunmasında suçlamaları reddederek, bilirkişi raporlarının gerçeği yansıtmadığını ve haksız yere tutuklu bulunduğunu iddia etti. Ancak ailenin avukatı Kartal Akcan, yüzde 80 eğimli bir alanda hiçbir güvenlik önlemi alınmamasının doğrudan bir ihmal olduğunu ve bu tedbirlerin alınması halinde facianın yaşanmayacağını savundu.

Bir Ailenin Dağılan Hayalleri
Duruşma salonunda söz alan Çiğdem Kaya, sadece bir eş ve anne olarak değil, aynı zamanda bu ihmalin mağduru olarak konuştu. Parkların önünden geçemediğini, çocuklarının eksikliğini her an hissettiğini ifade eden Kaya, yaşadığı sakatlıklar nedeniyle günlük hayatını idame ettirmekte dahi zorlandığını belirtti. Sol bacağında ve kolunda platinlerle yaşam mücadelesi veren acılı anne, sanıkların tahliye taleplerine tepki göstererek, adaletin yerini bulmasını istediğini vurguladı. Adem Kaya'nın babası İrfan Kaya da benzer bir acıyla, üç canını kaybetmenin ağırlığı altında adalet beklediklerini ifade etti. Kendi sağlık sorunlarına rağmen evlatlarının ve torunlarının yasını tutan aile, mahkeme heyetinden vicdanları rahatlatacak bir karar çıkmasını bekliyor.

Adli Tıp Raporu Bekleniyor
Mahkeme heyeti, tarafların savunmalarını ve tanık beyanlarını dinledikten sonra duruşmayı 1 Aralık tarihine erteledi. Bu süreçte, Çiğdem Kaya'nın yaralanmalarına ilişkin kati raporun Adli Tıp Kurumu'ndan gelmesi bekleniyor. Bilirkişi raporlarına yapılan itirazlar ve ek rapor talepleriyle birlikte, davanın bir sonraki celsesinde karara bağlanması hedefleniyor. Sanık Mehmet Zeki Gedikli'nin tutukluluk halinin devamına karar verilirken, aile avukatları ihmaller zincirinin sorumlularının en ağır cezayı alması için hukuki süreci yakından takip etmeye devam edeceklerini belirtti. Samsun'daki bu trajik olay, ruhsatsız işletmelerin ve denetim eksikliklerinin insan hayatına mal olan sonuçlarını bir kez daha gözler önüne serdi.




