Samsun'un Canik ilçesinde yer alan ve Türkiye'nin en geniş kapsamlı oyuncak koleksiyonuna ev sahipliği yapan Canik Belediyesi Oyuncak Müzesi, ziyaretçilerine adeta bir zaman makinesi deneyimi sunuyor. Yaklaşık 800 metrekarelik devasa bir alana yayılan müze, sadece Türkiye'nin değil, dünyanın da sayılı oyuncak müzeleri arasında üçüncü sırada yer alarak uluslararası bir prestije sahip bulunuyor. 2018 yılından bu yana kapılarını meraklılarına açan bu özel mekan, 1700'lü yılların sonlarından günümüze kadar uzanan bin civarında nadide parçayı bünyesinde barındırıyor. Müzenin küratörlüğünü ve konsept danışmanlığını üstlenen şair ve yazar Sunay Akın'ın titiz çalışmalarıyla şekillenen sergi alanları, her yaştan ziyaretçiye hitap eden bir kurguyla tasarlandı. Müze içerisinde yer alan QR kod sistemleri sayesinde ziyaretçiler, oyuncakların hikayelerini bizzat Sunay Akın'ın sesinden dinleyerek geçmişin derinliklerine inme fırsatı buluyor.

Tarihin Tozlu Raflarından Günümüze Uzanan Bir Koleksiyon
Müzenin en dikkat çekici parçaları arasında, 1780-1790 yıllarına tarihlenen ahşap bebekler yer alıyor. Bu nadide eserler, müzenin koleksiyonundaki en eski oyuncaklar olma özelliğini taşıyor. Müze idarecisi ve arkeolog Ümmühan Kığılcım, sergilenen parçaların sadece birer oyun aracı olmadığını, aynı zamanda dönemin kültürel dokusunu yansıtan birer belge niteliği taşıdığını vurguluyor. Özellikle 1950'li yıllardan 1980'lere kadar uzanan süreçte üretilen oyuncaklar, ziyaretçileri çocukluk yıllarına götürürken, 1980'lerin mahalle kültürünü yansıtan bakkal dükkanı konsepti, yetişkin ziyaretçilerde derin duygusal izler bırakıyor. Müze, beş farklı teşhir bölümüyle ziyaretçilerine sistematik bir gezi rotası sunuyor. Lehmann grubu tarafından üretilen renkli metal plakalı kurmalı oyuncaklar, müzenin teknik açıdan en çok ilgi gören parçaları arasında yer alıyor. Bu oyuncakların birçoğu, aradan geçen onca yıla rağmen hala çalışır durumda olmasıyla ziyaretçileri şaşırtıyor.

Kültürel Bir Araç Olarak Oyuncakların Dönüştürücü Gücü
Müzede sergilenen oyuncakların hikayeleri, sadece eğlence odaklı değil, aynı zamanda toplumsal bir iyileşme sürecine de ışık tutuyor. Özellikle Japonya'dan gelen oyuncakların arka planı, müzenin en çarpıcı bölümlerinden birini oluşturuyor. İkinci Dünya Savaşı sonrası yaşanan büyük yıkımın ardından, çocukların psikolojik travmalarını atlatmaları ve hayata yeniden tutunmaları için kullanılan renkli, pilli ve ışıklı oyuncaklar, müzede özel bir yere sahip. Kığılcım, bu oyuncakların çocukların geleceğe dair umutlarını yeniden inşa etmede nasıl birer araç olarak kullanıldığını detaylandırıyor. Almanya'da üretilen oyuncakların ise çocuklara meslek edindirme amacı taşıdığı görülüyor. Kız çocukları için dikiş setleri ve makineleri, erkek çocukları için ise lokomotifler, uçaklar ve fabrika setleri gibi oyuncaklar, o dönemde çocukların erken yaşta mesleki beceriler kazanması için tasarlanmış.

Geçmişin İzinde Bir Nostalji Durağı
Müze, sadece çocukların değil, yetişkinlerin de yoğun ilgisini çekiyor. Özellikle Doll House olarak bilinen bebek evleri, o dönemin mimarisini ve yaşam tarzını yansıtması bakımından büyük bir işçilik örneği sergiliyor. Prenses Diana'nın oyuncağından Laurel-Hardy ikilisine kadar pek çok ikonik figürün yer aldığı müze, ziyaretçilerine adeta bir tarih dersi veriyor. Müze yönetimi, okul gruplarının ve şehir dışından gelen turların yoğun ilgisiyle karşılaştıklarını belirtiyor. Ziyaretçiler, müzeden ayrılırken sadece oyuncakları değil, aynı zamanda kendi çocukluklarına dair anıları da yanlarında götürüyorlar. Müze, ailelerin bir arada vakit geçirebileceği kutu oyunları ve masa oyunları gibi interaktif alanlarıyla da sosyal bir merkez olma görevini başarıyla sürdürüyor. Canik Belediyesi Oyuncak Müzesi, sunduğu bu zengin içerikle Samsun'un kültürel turizmine önemli bir katkı sağlamaya devam ediyor.




