Siirt'in Şirvan ilçesine bağlı Madenköy bölgesinde, yerin tam 669 metre altında hummalı bir çalışma yürütülüyor. Eti Bakır tarafından işletilen bu devasa maden sahası, Türkiye'nin yıllık bakır ihtiyacının yaklaşık yüzde 25'lik kısmını tek başına karşılama kapasitesine sahip olmasıyla stratejik bir öneme sahip. Yıllık yaklaşık 1 milyon ton tüvenan cevherin işlendiği bu tesiste, elde edilen 80 bin ton bakır konsantresi, ülke ekonomisine yıllık 180 milyon dolarlık bir katkı sağlıyor. Madenköy'deki bu üretim süreci, sadece yer altındaki zorlu koşullarla değil, aynı zamanda uygulanan ileri teknoloji ve modern mühendislik çözümleriyle de dikkat çekiyor.
Teknolojinin yer altındaki gücü
İşletmenin teknik altyapısı, Türkiye'deki metalik madencilik faaliyetleri arasında bir ilki temsil ediyor. 74,5 metre yüksekliğindeki kule sistemiyle dikkat çeken tesis, ülkemizde bu ölçekte dik kule sistemiyle kurulan ilk kuyu olma özelliğini taşıyor. Eti Bakır Siirt İşletmesi Müdürü Olcay Kotiloğlu, yer altında kullanılan ekipmanların büyük bir kısmının uzaktan kumanda teknolojisiyle yönetildiğini vurguluyor. Bu sayede hem iş güvenliği en üst seviyede tutuluyor hem de operasyonel verimlilik artırılıyor. Yer altından çıkarılan cevher, karmaşık konveyör hatları aracılığıyla flotasyon tesisine taşınarak işlenmeye hazır hale getiriliyor. Buradan elde edilen 80 bin tonluk konsantre, katot bakır üretimi için Samsun'daki izabe ve elektroliz tesislerine sevk ediliyor; bu miktar yaklaşık 14 bin ton katot bakıra tekabül ediyor.
Yatırımlar ve yerel istihdamın merkezi
2017 yılından bu yana işletmeye yapılan yatırımların toplam tutarı 500 milyon dolar seviyesine ulaşmış durumda. Yatırım planının yüzde 80'lik kısmının başarıyla tamamlandığını belirten yetkililer, kalan çalışmaların önümüzdeki yıl içerisinde nihayete erdirilmesini hedefliyor. Toplamda 848 kişinin istihdam edildiği tesiste, çalışanların büyük çoğunluğu Siirtli vatandaşlardan oluşuyor. İşletme, sadece doğrudan istihdamla değil, aynı zamanda ihtiyaç duyulan mal ve hizmetlerin önemli bir kısmını yerel firmalardan temin ederek bölge ekonomisinin can damarlarından biri haline gelmiş durumda. Bu yaklaşım, madencilik faaliyetlerinin bölgesel kalkınma üzerindeki çarpan etkisini de gözler önüne seriyor.
Doğayla uyumlu madencilik vizyonu
Üretim faaliyetlerinin yanı sıra çevresel rehabilitasyon çalışmaları da işletmenin öncelikleri arasında yer alıyor. İşletme sahası, başlangıçta çorak bir araziyken, herhangi bir ağaç kesimi yapılmadan yürütülen çalışmalarla yeşil bir alana dönüştürülüyor. Bugüne kadar dikilen 954 bin ağaçla bölgenin ekolojik yapısına katkı sağlanırken, hedefin 1 milyon ağaca ulaşmak olduğu belirtiliyor. Ayrıca, kış aylarında zorlu hava koşullarıyla mücadele eden yaban hayvanlarının beslenmesi için kamu kurumlarıyla koordineli bir şekilde destek çalışmaları yürütülüyor. Yerli kaynakların ekonomiye kazandırılması, yüksek teknoloji kullanımı ve çevresel duyarlılığın bir arada yürütüldüğü bu model, madencilik sektöründe sürdürülebilirliğin önemini vurguluyor.