Anadolu'nun kalbinde, Sivas'ın Yıldızeli ilçesinde yer alan ve antik dönemde Samuha olarak bilinen Kayalıpınar, tarihin tozlu sayfalarını aralamaya devam ediyor. Kızılırmak kıyısında konumlanan bu kadim yerleşim yerinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde ve Koç Üniversitesi öncülüğünde yürütülen kazı çalışmaları, bu yıl dünya arkeoloji literatürüne geçecek devasa bir keşfe sahne oldu. Hitit Kralı 2. Tudhaliya dönemine ait olduğu tespit edilen 131 adet çivi yazılı tablet ve tablet parçası, bölgenin sadece bir yerleşim yeri değil, aynı zamanda dönemin en önemli idari merkezlerinden biri olduğunu kanıtladı. Önceki yıllarda bulunan eserlerle birlikte antik kentte gün yüzüne çıkarılan toplam tablet sayısı 184'e ulaşarak, bölgedeki kraliyet arşivinin büyüklüğünü gözler önüne serdi.
Salgın hastalıklar ve bir prensesin hüzünlü hikayesi
Arkeologlar tarafından titizlikle incelenen yaklaşık 3 bin 400 yıllık bu belgeler, sadece devlet yönetimi veya askeri stratejilerle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda dönemin sosyal dokusuna dair insani detayları da barındırıyor. Tabletlerde yer alan en dikkat çekici kayıtlardan biri, o dönemde şehirler arasında hızla yayılan ve özellikle bebekler ile çocukları hedef alan yüksek ateşli bir salgın hastalığa dair bilgilerdir. Metinlerde, hastalanan bir bebek prensesin sağlık durumunun gün gün takip edildiği, iyileşmesi için gösterilen çabalar ve ne yazık ki minik prensesin hayatını kaybetmesinin ardından gerçekleştirilen cenaze törenine dair detaylar, binlerce yıl öncesinden bugüne hüzünlü bir sesleniş olarak ulaşıyor.
Generallerin çaresizliği ve askeri yardım çağrıları
Kraliyet arşivinden çıkan belgeler, Hitit Devleti'nin askeri teşkilat yapısı ve haberleşme ağının ne denli gelişmiş olduğunu da ortaya koyuyor. Özellikle Batı Anadolu'da görev yapan Hitit generallerinin merkeze gönderdikleri mektuplar, dönemin gergin siyasi atmosferini yansıtıyor. Generaller, karşı karşıya kaldıkları yoğun düşman tehdidi karşısında kraldan acil olarak asker, at ve savaş arabası desteği talep ediyor. Tabletlerdeki ifadelerde, yardımın zamanında ulaşmaması durumunda ordunun tamamen yok olabileceğine dair yapılan uyarılar, dönemin askeri stratejilerinin ve devletin karşılaştığı zorlukların ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor. Bu belgeler, Hititlerin sadece bir imparatorluk değil, aynı zamanda sürekli bir savunma ve diplomasi trafiği içinde olan bir devlet yapısına sahip olduğunu kanıtlıyor.
Dünya arkeolojisinin yeni gözbebeği
Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, Kayalıpınar'da ulaşılan bu kraliyet arşivinin sadece Anadolu için değil, dünya arkeolojisi için de bir dönüm noktası olduğunu vurguluyor. Bilim insanlarının, bu buluntuları 1906 yılında Hattuşa'da keşfedilen arşivden sonraki en önemli Hitit keşfi olarak değerlendirdiğini belirten Şimşek, 2005 yılından bu yana süren çalışmaların meyvelerini verdiğini ifade ediyor. Yaklaşık 3 bin 800 yıllık bir geçmişe sahip olan Kayalıpınar'da, tabletlerin yanı sıra kraliyet ailesine ait mühür baskıları ve çeşitli mimari kalıntılar da bulunmuştu. Geleceğe Miras projesi kapsamında sergilenen eserlerin ardından, bu yılki keşiflerle birlikte Hititlerin siyasi, idari, dini ve kültürel yapısının çok daha net bir şekilde anlaşılacağı öngörülüyor. Kazı Başkanı Doç. Dr. Çiğdem Maner ve Prof. Dr. Daniel Schwemer liderliğindeki ekip, Anadolu tarihinin karanlıkta kalan pek çok noktasını aydınlatmak için çalışmalarını büyük bir titizlikle sürdürüyor.