Sivas’ın Divriği ilçesinde bulunan ve eski adıyla Tuğut olarak bilinen Çiğdemli köyü, adeta bir açık hava müzesini andırıyor. Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde övgüyle bahsettiği bu tarihi yerleşim yeri, bitişik nizam taş evleri ve aralarındaki geçiş tünelleriyle Mardin mimarisini hatırlatıyor. Ancak bölge halkı, yüzyıllara meydan okuyan bu yapıların sahipsizlik nedeniyle yavaş yavaş harabeye dönmesinden endişe ediyor.
Tarihi yapıların dayanıklılığı azalıyor
Köy sakinleri, evlerin yapımında kullanılan sal taşlarının ve özgün mimarinin bölgenin iklim koşullarına mükemmel uyum sağladığını belirtiyor. Köyde doğup büyüyenler, 3-4 katlı evlerin alt katlarının kışın hayvan barınağı ve ısınma alanı, üst katlarının ise yaşam alanı olarak tasarlandığını anlatıyor. Ancak zamanla boşalan evler, bakım yapılmadığı için yağışların ve doğa olaylarının etkisiyle yıkılmaya başladı. Bölge halkı, tünelleri ve köprüleriyle mimari bir harika olan evlerin restore edilerek turizme kazandırılmasını bekliyor.
Sit alanı koruması yeterli mi
Yakın zamanda sit alanı ilan edilerek koruma altına alınan köy, dışarıdan gelen turistlerin de ilgisini çekiyor. Özellikle gurbetçiler yaz aylarında köye gelerek bu tarihi dokuyu yaşatmaya çalışsa da bireysel çabalar yapının kurtarılması için yeterli olmuyor. Köyün 800 ila bin 200 yıllık bir geçmişe sahip olduğu tahmin ediliyor. Köylüler, devlet desteğiyle yapılacak kapsamlı bir restorasyonun hem kültürel mirası kurtaracağını hem de bölge turizmini canlandıracağını ifade ediyor. Şimdi gözler, tescilli yapıların yeniden ayağa kaldırılması için atılacak somut adımlara çevrilmiş durumda.