Sivas'ın Divriği ilçesinde bulunan ve UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alarak dünya çapında bir öneme sahip olan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, mimari zarafetiyle her dönem yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı olmayı sürdürüyor. Bu görkemli yapının hemen yanı başında hediyelik eşya satışı yapan 62 yaşındaki emekli Mustafa Yıldırım, sadece bir esnaf olarak değil, aynı zamanda 16 yıldır bu tarihi mirasın gönüllü elçisi olarak görev yapıyor. Yıldırım, ziyaretçilerin sadece taşlara bakıp geçmemesi, eserin ruhunu ve derinliğini anlayabilmesi için sanat tarihçilerinden edindiği bilgileri büyük bir aşkla aktarıyor.

Yanlış Bilgilere Karşı Bir Bilgi Elçisi
2008 yılında Demir Çelik İşletmeleri'nden emekli olduktan sonra hediyelik eşya dükkanını açan Yıldırım, zamanla cami hakkında dolaşan yanlış bilgilerin yarattığı rahatsızlıkla bu yola girdiğini ifade ediyor. Eserin tarihini, mimari sırlarını ve taş işçiliğindeki incelikleri öğrenmek için yoğun bir çaba sarf eden Yıldırım, sanat tarihçilerinin kaynaklarından ve akademik kitaplardan beslenerek hafızasını adeta bir kütüphaneye dönüştürdü. Caminin yanlış tanıtılmasına karşı verdiği mücadeleyi bir sevda olarak tanımlayan Yıldırım, ziyaretçilerin doğru bilgilenmesi için gün boyu kafilelere rehberlik ediyor.

Taşların Ardındaki Derin Maneviyat
Anadolu Selçuklu Devleti'ne bağlı Mengücek Beyliği döneminde, 1228 yılında Ahmet Şah ve eşi Melike Turan Melek tarafından inşa ettirilen bu eşsiz külliye, 9 yıllık kapsamlı bir restorasyon sürecinin ardından 2024 yılının Mayıs ayında yeniden kapılarını açtı. Ahlatlı ve Tiflisli ustaların ellerinden çıkan, özellikle kıble kapısındaki cennet kapısı tasarımıyla İslam sufizmi sanatının zirvesini temsil eden bu yapı, ziyaretçiler üzerinde derin bir etki bırakıyor. Yıldırım, ecdadın 800 yıl önce bıraktığı bu mesajları anlatırken, birçok ziyaretçinin gözyaşlarına hakim olamadığını ve eserin manevi ağırlığı karşısında duygulandığını belirtiyor.

Yürüyen Bir Tarih Hafızası
Mustafa Yıldırım'ın bu gönüllü çabası, sadece Divriği ile sınırlı kalmıyor. Üzerinde Divriği Ulu Camii fotoğrafı bulunan tişörtüyle farklı şehirleri ziyaret ederek bu tarihi mirası tanıtmaya devam eden Yıldırım, kendisini adeta yürüyen bir Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası elçisi olarak görüyor. Ziyaretçilerin kendisine olan ilgisi ve teşekkürleri, onun bu tutkusunu daha da pekiştiriyor. Bir beyin cerrahının cennet kapı önünde secdeye kapanıp yaşadığı duygusal anları paylaşan Yıldırım, insanların bu tarihi eseri sadece bir yapı olarak değil, bir medeniyetin sessiz çığlığı olarak görmelerini sağlamayı amaçlıyor. Onun bu özverili çalışmaları, Divriği'nin kültürel mirasının gelecek nesillere doğru bir şekilde aktarılmasında kritik bir rol oynuyor.




