İstanbul'un tarihi atmosferinde, Çırağan Sarayı'nın ev sahipliğinde gerçekleşen Uluslararası Adalet Zirvesi, küresel hukuk sisteminin geleceğine dair kritik tartışmalara sahne oldu. İki gün süren ve 70'ten fazla ülkeden yaklaşık 600 katılımcının bir araya geldiği zirve, sadece hukuki bir platform değil, aynı zamanda dünya genelindeki adaletsizliklere karşı ortak bir ses yükseltme alanı haline geldi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılımıyla kapanışı yapılan etkinlikte, Adalet Bakanı Akın Gürlek, modern dünyanın karşı karşıya olduğu yapısal sorunlara dikkat çeken kapsamlı bir konuşma yaptı. Bakan Gürlek, hukukun sadece düzeni sağlayan bir mekanizma değil, insan onurunun yegane güvencesi olduğunu belirterek, mevcut küresel nizamın bu temel ilkeden uzaklaştığını ifade etti.
Savaşların gölgesinde çöken uluslararası sistem
Bakan Gürlek, İbni Haldun'un meşhur 'Zulüm, medeniyetleri harap eder' sözüne atıfta bulunarak, günümüzdeki savaşların ve işgallerin sadece mağdurları değil, insanlığın ortak geleceğini de tehdit ettiğini vurguladı. İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan Birleşmiş Milletler'in artık çözüm üretmekten ziyade, mevcut güç dengelerinin bir aracı haline geldiğini savunan Gürlek, nükleer silahların gölgesinde yaşayan dünyanın yeni bir çatışmayı kaldıracak gücünün kalmadığını belirtti. Güçlü ülkelerin ekonomik refahlarını korumak adına başvurdukları yöntemlerin, aslında kendi toplumlarının huzurunu da baltaladığını dile getiren Bakan, uluslararası hukukun herkese eşit uygulanmadığı sürece güvenin yeniden tesis edilemeyeceğinin altını çizdi.
Türkiye'nin barış diplomasisi ve insani duruşu
Türkiye'nin dış politikasındaki aktif rolüne de değinen Gürlek, Ukrayna'dan Orta Doğu'ya, Kafkaslar'dan Afrika'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada Türkiye'nin arabuluculuk çabalarının barış için hayati önem taşıdığını hatırlattı. Özellikle Körfez ülkeleri, İran ve Pakistan-Hindistan hattındaki diplomatik girişimlerin, Türkiye'nin bölgesel istikrarı koruma iradesinin bir yansıması olduğunu ifade etti. Bakan Gürlek, 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' düsturunu temel aldıklarını belirterek, Suriye'den gelen sığınmacılara kapılarını açan Türkiye'nin, Batı medeniyetinin insan hakları konusunda sınıfta kaldığı anlarda dahi insani değerlerden taviz vermediğini vurguladı. Ege Denizi'nde yaşanan trajedilerin, Batı'nın vicdan sınavındaki başarısızlığının en somut kanıtı olduğunu dile getirdi.
Dijital çağda adalet ve küresel iş birliği
Konuşmasının son bölümünde teknolojinin getirdiği yeni tehditlere odaklanan Bakan Gürlek, sınır aşan suçlarla mücadelede küresel iş birliğinin zorunluluğuna dikkat çekti. Siber suçlar ve yapay zekanın getirdiği hukuki boşlukların, artık hiçbir ülkenin tek başına çözemeyeceği bir boyuta ulaştığını belirten Gürlek, 'Bana dokunmayan yılan bin yaşasın' anlayışının artık geçerliliğini yitirdiğini söyledi. Türkiye'nin 'Adaletin Yüzyılı' vizyonu doğrultusunda reformlarını sürdürdüğünü ifade eden Bakan, uluslararası kamuoyuna adaleti sadece kendileri için değil, tüm insanlık için talep etme çağrısında bulundu. Çocukların bombalar altında öldüğü bir dünyada hiç kimsenin güvende olamayacağını hatırlatan Gürlek, Türkiye'nin bu kararlılıkla daha adil bir dünya düzeni için çalışmaya devam edeceğini sözlerine ekledi.