Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu kapsamında New York'ta gerçekleştirilen İklim Değişikliği Zirvesi'nde kürsüye çıkan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin küresel iklim diplomasisindeki vizyonunu paylaştı. 2026 yılında Antalya'da düzenlenecek olan COP31 Zirvesi'ne ev sahipliği yapmaya hazırlanan Türkiye'nin, bu süreci sadece bir toplantı dizisi olarak değil, somut adımların atıldığı bir dönüm noktası olarak kurguladığını belirtti. Erdoğan, iklim değişikliğiyle mücadelede iddialı hedefler ile mevcut imkanlar arasındaki makasın daraltılması gerektiğini ifade ederek, uluslararası toplumu daha gerçekçi ve uygulanabilir stratejiler geliştirmeye davet etti.
Uygulama Odaklı Bir COP31 Vizyonu
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz yıl adaylığını açıkladığı COP31 Zirvesi'nin 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya'da gerçekleştirileceğini hatırlatarak, hazırlıkların tüm hızıyla sürdüğünü vurguladı. Avustralya ile iş birliği içinde yürütülen bu hazırlık sürecinde, farklı coğrafyaların kendine has beklentilerini ve ihtiyaçlarını merkeze alan bir yaklaşım benimsediklerini dile getirdi. Erdoğan, Antalya'daki buluşmanın, iklim değişikliği konusunda alınan kararların kağıt üzerinde kalmayıp uygulamaya geçtiği bir etkinlik olması için yoğun bir çaba sarf ettiklerini belirtti. Özellikle elektrifikasyon ve sıfır atık gibi kritik alanlarda 2035 yılına kadar ulaşılması hedeflenen yeni stratejik hedeflerin altını çizen Cumhurbaşkanı, bu vizyonun başarısı için küresel destek çağrısında bulundu.
Kalkınma ve İklim Hedefleri Arasındaki Denge
İklim değişikliği ile mücadelenin toplumsal ve ekonomik gerçeklerden kopuk olamayacağını belirten Erdoğan, aksi takdirde sunulan her önerinin başarısızlığa mahkum olacağını savundu. Ülkelerin refah seviyelerini artırma çabaları ile iklim hedefleri arasında güçlü bir bağ kurulması gerektiğini ifade eden Cumhurbaşkanı, finansman ve teknolojiye erişimdeki mevcut eşitsizliklere dikkat çekti. Erdoğan, bu eşitsizlikler devam ederken tüm ülkelerden aynı hızda ilerlemelerini beklemenin gerçekçi bir yaklaşım olmadığını vurguladı. Adil bir geçişin ancak ülkelerin kendi kalkınma öncelikleri ve imkanları göz önünde bulundurularak sağlanabileceğini belirten Erdoğan, iklim hedefleri ile kalkınma arasındaki dengenin, mücadelenin kalıcılığı için hayati önem taşıdığını ifade etti.
Küresel Dayanışma ve İnsanlık İçin Acil Eylem
Konuşmasında iklim krizinin yıkıcı etkilerine de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 11 yılın kayıtlara geçen en sıcak dönem olduğunu hatırlattı. Nepal'de yaşanan sel felaketinin, kaybedecek vaktin kalmadığını acı bir şekilde gösterdiğini belirten Erdoğan, Türk milleti adına Nepal halkına geçmiş olsun dileklerini iletti. Pasifik ülkelerinin seslerinin duyurulması adına Fiji'de düzenlenecek Pre-COP ve Tuvalu'daki liderler buluşmasının önemine değinen Erdoğan, küresel dayanışmanın önemini bir kez daha vurguladı. Paris Antlaşması'nın ilk on yılında belirlenen ortak hedeflerin ardından, ikinci on yılın başarısı için Belem'de alınan kararların üzerine Antalya'da çok daha fazlasını başarmak zorunda olduklarını belirten Erdoğan, tüm katılımcıları 2026'da Antalya'da tekrar bir araya gelmeye davet ederek sözlerini noktaladı.