Havadis | Siyaset | Berlin ve Lizbon'dan Putin'e net mesaj: Taviz vermek güvenliğimizi ateşe atmaktır

Berlin ve Lizbon'dan Putin'e net mesaj: Taviz vermek güvenliğimizi ateşe atmaktır

Almanya ve Portekiz dışişleri bakanları, Rusya'nın saldırgan tutumuna karşı Avrupa'nın ortak duruşunu yineledi. ABD'nin Ukrayna politikasına dair tartışmaların gölgesinde bir araya gelen bakanlar, Putin'e verilecek her türlü tavizin kıta güvenliğini tehlikeye atacağı konusunda uzlaştı.

Almanya ve Portekiz dışişleri bakanları, Rusya'nın saldırgan tutumuna karşı Avrupa'nın ortak duruşunu yineledi. ABD'nin Ukrayna politikasına dair tartışmaların gölgesinde bir araya gelen bakanlar, Putin'e verilecek her türlü tavizin kıta güvenliğini tehlikeye atacağı konusunda uzlaştı.

Berlin ve Lizbon'dan Putin'e net mesaj: Taviz vermek güvenliğimizi ateşe atmaktır
KAYNAK: İhlas Haber Ajansı

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ve Portekizli mevkidaşı Paulo Rangel, Berlin'de gerçekleştirdikleri kritik görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, Avrupa'nın karşı karşıya olduğu güvenlik tehditlerine karşı kararlı bir duruş sergiledi. İki bakan, özellikle Ukrayna'ya verilen desteğin sürdürülmesi ve Rusya'nın emperyalist emellerine karşı ortak bir strateji izlenmesi gerektiği konusunda tam bir mutabakat içinde olduklarını vurguladı. Wadephul, mevcut konjonktürde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e verilecek herhangi bir tavizin, Avrupa'nın güvenliğinden ödün vermek anlamına geleceğini belirterek, bunun son derece yanlış bir sinyal olacağını ifade etti.

Avrupa'nın güvenlik mimarisi tehdit altında

Görüşmede öne çıkan en önemli başlıklardan biri, Rusya'nın Avrupa genelindeki tehditkar tutumunun giderek artan boyutu oldu. Wadephul, Bulgaristan karasularında ticaret gemilerine yönelik gerçekleştirilen saldırıların, sadece bölgesel değil, küresel gıda tedarik zincirini de hedef aldığını hatırlattı. Karadeniz'deki tahıl koridoruna yönelik her saldırının, Rusya'nın politikaları nedeniyle dünyanın uzak bölgelerinde açlıkla mücadele eden masum insanlara karşı işlenmiş bir suç olduğunu dile getiren Alman Bakan, ortak baskı mekanizmalarının Rusya'nın savaş kapasitesini zayıflatmak için hayati önem taşıdığını belirtti. Portekiz Dışişleri Bakanı Rangel ise, Rusya'nın saldırılarının artış göstermesinin, Moskova'nın müzakere masasına oturma niyetinin olmadığını kanıtladığını savundu. Rangel, kış mevsiminin yaklaşmasıyla Ukrayna'daki insani durumun daha da zorlaşacağına dikkat çekerek, ABD'nin Avrupa ile koordineli bir şekilde hareket etmesinin barışın tesisi için kritik olduğunu vurguladı.

İran'ın hibrit saldırılarına karşı sert uyarı

Toplantıda gündeme gelen bir diğer dikkat çekici konu ise Avrupa'nın sadece Rusya'dan değil, İran'dan gelen hibrit tehditlerle de karşı karşıya olduğu gerçeğiydi. Wadephul, İran'ın Almanya topraklarında gerçekleştirdiği düşmanca faaliyetleri kabul etmeyeceklerini açıkça ifade etti. Özellikle Almanya Yahudiler Merkezi Konseyi Başkanı Josef Schuster ve eski milletvekili Volker Beck'e yönelik suikast planlarının, İran'ın devlet destekli terör faaliyetlerinin bir parçası olduğunu belirten Wadephul, bu tür eylemlerin Avrupa'nın özgürlüğünü hedef aldığını söyledi. Bu suikast girişimleri, Hamburg Yüksek Eyalet Mahkemesi tarafından da tescillenmiş durumda. Mahkeme, İran istihbaratı ile bağlantılı olduğu tespit edilen Ali S.'yi 8 yıl 6 ay, suç ortağı olan Afganistan vatandaşı diğer sanığı ise 4 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı. Wadephul, bu kararın İran'ın Avrupa'daki terör faaliyetlerinin deşifre edilmesi açısından bir dönüm noktası olduğunu ve buna karşı gerekli karşılığın verileceğini belirtti.

ABD ile ilişkiler ve müzakere süreci

ABD Başkanı Donald Trump'ın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy'e yönelik eleştirileri de toplantının ana gündem maddelerinden biriydi. Wadephul, bu açıklamaların ABD'deki seçim kampanyası süreciyle bağlantılı olduğunu düşündüğünü belirterek, Avrupa'nın odak noktasının ABD'nin Ukrayna'ya sağladığı desteğin devamlılığı olması gerektiğini savundu. Alman Bakan, Rusya'nın müzakere isteğinin hala eksik olduğunu ve Moskova'nın önceliğinin barış değil, savaş olduğunu vurguladı. Avrupa'nın Ukrayna'nın yanında yer aldığını ve müzakere süreçlerine eşlik etmeye hazır olduğunu belirten Wadephul, Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile yaptığı görüşmelerde de bu noktayı vurguladığını ancak karşılık bulamadığını ifade etti. Rangel ise Ukrayna'nın güçlü bir konumda olması durumunda Rusya'nın müzakere masasına oturmak zorunda kalacağını belirterek, Avrupa'nın bu süreçte Ukrayna'ya olan desteğini artırması gerektiğini sözlerine ekledi.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız