Elazığ'ın ev sahipliğinde düzenlenen 27. İş Dünyası Zirvesi, Türkiye'nin ekonomik geleceğine dair önemli mesajlara sahne oldu. Kalıcı Belirsizlik Çağında Ekonomik Dayanıklılık temasıyla bir araya gelen iş dünyası temsilcileri, küresel dalgalanmalar karşısında Türkiye'nin izleyeceği stratejik yol haritasını Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'dan dinledi. İki gün süren zirvede, yapay zekadan bölgesel kalkınmaya kadar geniş bir yelpazede Türkiye'nin rekabet gücünü artıracak hamleler masaya yatırıldı.

Ekonomik büyümede yeni hedef: 2029'da yüzde 5
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, küresel ekonomideki jeopolitik gerilimler ve tedarik zinciri kırılmalarına rağmen Türkiye'nin sağlam bir duruş sergilediğini belirtti. Yılmaz, Orta Vadeli Program kapsamında büyüme rakamlarının önümüzdeki yıllarda ivme kazanacağını ifade ederek, 2025 yılında yüzde 3,7 olarak öngörülen büyümenin, 2026'da yüzde 3,3 seviyesinde seyredeceğini, ardından kademeli bir yükselişle 2029 yılında yüzde 5 bandına ulaşacağını açıkladı. Bu süreçte enflasyonun tek haneli rakamlara indirilmesi için para ve maliye politikalarının eş güdümle yürütüleceğini belirten Yılmaz, 2026 yılı itibarıyla milli gelirin 1,8 trilyon dolara, kişi başına düşen gelirin ise 20 bin doların üzerine çıkmasının hedeflendiğini kaydetti.

Terörsüz Türkiye ile trilyon dolarlık potansiyel
Ekonomik dayanıklılığın sadece finansal verilerle değil, toplumsal huzurla da doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan Yılmaz, terörün Türkiye ekonomisine son 40 yılda en az 2,3 trilyon dolarlık bir maliyet yüklediğini hatırlattı. Terörsüz bir Türkiye hedefinin, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki yatırım ve istihdam kapasitesini harekete geçirecek stratejik bir fırsat olduğunu belirten Yılmaz, bu bölgelerin kendi rekabet avantajlarını kullanarak ulusal ve küresel değer zincirlerine daha güçlü entegre olacağını ifade etti. Ulaşım, lojistik ve dijital altyapı yatırımlarının bu bölgelerde hız kesmeden devam edeceğinin altını çizdi.

Stratejik sektörlerde yerlileşme hamlesi
Türkiye'nin dışa bağımlılığını azaltmak için kritik alanlarda yeni bir stratejik dönüşüm başlattıklarını belirten Yılmaz, enerji ve gıda arz güvenliğinin öncelikli gündem maddeleri olduğunu dile getirdi. Enerji dönüşümünü sadece bir çevre politikası değil, aynı zamanda bir rekabetçilik unsuru olarak gördüklerini söyleyen Yılmaz, COP31 toplantısının bu vizyonu dünyaya duyurmak için önemli bir platform olacağını belirtti. Tarım sektörünü ise modası geçmeyecek stratejik bir alan olarak tanımlayan Yılmaz, yerli üretim kapasitesini küresel şoklardan etkilenmeyecek bir seviyeye taşıyacaklarını sözlerine ekledi. Türkiye'nin tecrübeli kadroları ve güçlü liderliğiyle belirsizlikleri aşacak kapasiteye sahip olduğunu vurgulayan Yılmaz, reform gündeminin kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti.




