Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul’da düzenlenen 13’üncü Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin yakın tarihte maruz kaldığı en büyük tehditlerden biri olan FETÖ yapılanmasının karanlık yüzünü gözler önüne serdi. Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen ve küresel krizlere Kur’ani çözümlerin arandığı etkinlikte Yılmaz, söz konusu terör örgütünün dini kavramları ve Bediüzzaman Said Nursi’nin ismini nasıl bir kalkan olarak kullandığını detaylandırdı. Yılmaz, bu yapının vitrininin oldukça süslü ve cazip göründüğünü, ancak arka planında tamamen uluslararası istihbarat servislerinin çıkarlarına hizmet eden bir mekanizma işlediğini belirtti.
İradeyi yok eden hiyerarşik düzen
FETÖ’nün en büyük tahribatının insanların zihinlerine ipotek koymak olduğunu ifade eden Yılmaz, örgüt mensuplarının adeta birer makineye dönüştürüldüğünü dile getirdi. İslam inancında insanın yalnızca Allah’a kul olduğunu hatırlatan Yılmaz, bu yapının ise mensuplarını kendine kul köle eden bir hiyerarşi kurduğunu vurguladı. Yılmaz, Kur’an-ı Kerim’in sürekli olarak akletmeyi ve düşünmeyi emrettiğini belirterek, FETÖ’nün ise tam aksine bireylerin seçme hakkını ve özgür iradesini elinden alarak onları birer robot gibi kullandığını ifade etti. Bu acı tecrübenin sadece Türkiye için değil, tüm İslam dünyası için bir ders niteliğinde olduğunu belirten Yılmaz, benzer isimler altında ortaya çıkabilecek yeni yapılanmalara karşı herkesin çok dikkatli olması gerektiğini söyledi.
Bölgesel istikrar ve emperyalist oyunlar
Konuşmasında bölgesel sorunlara da değinen Cumhurbaşkanı Yardımcısı, emperyalist güçlerin bölge halklarını birbirine düşürerek kaynakları sömürdüğünü belirtti. Suriye, Irak ve Libya gibi ülkelerin zenginliklerinin o toprakların gerçek sahiplerine ait olması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, Türkiye’nin bu coğrafyada terörsüz bir gelecek inşa etmek için kararlı olduğunu ifade etti. Gazze’de yaşanan soykırıma karşı uluslararası toplumun sessizliğini sert bir dille eleştiren Yılmaz, Türkiye’nin hem güçlü hem de haklı bir duruş sergileyerek mazlumların sesi olmaya devam edeceğini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Dünya 5’ten büyüktür çağrısının bu adalet arayışının merkezinde yer aldığını hatırlatan Yılmaz, İnsanlık İttifakı ile zulme karşı ortak bir ahlaki sorumluluk bilinci oluşturulması gerektiğini savundu.
İlim ve ahlak eksenli bir gelecek
Gençlerin geleceğe hazırlanmasında maarif modelinin önemine de vurgu yapan Yılmaz, bilim ve teknolojide yetkinleşen nesillerin aynı zamanda ahlaki bir bilinçle donatılması gerektiğini söyledi. Yapay zeka gibi çağın getirdiği yeni teknolojilerin mutlaka insan odaklı, merhametli ve ahlaki bir çerçevede ele alınması gerektiğini belirten Yılmaz, ilmin ancak salih amellerle birleştiğinde gerçek değerini bulacağını ifade etti. Bediüzzaman Said Nursi’nin emperyalistlere karşı bu topraklarda verdiği mücadeleye atıfta bulunan Yılmaz, birilerinin aksine bu toprakların değerlerine sahip çıkarak, başka ülkelere kaçmadan, yerli ve milli bir duruşla geleceği inşa etmenin önemini vurguladı. Türkiye Yüzyılı vizyonuyla, etnik veya mezhebi ayrım gözetmeksizin tüm bölge insanını bir araya getirecek bir kardeşlik zeminini güçlendirmeye kararlı olduklarını sözlerine ekledi.