Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Avrupa Birliği ile yürütülen üyelik sürecinde Türkiye’nin çifte standartla karşı karşıya olduğunu belirtti. Yılmaz, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılımını stratejik bir hedef olarak gördüklerini ancak birliğin kendi koyduğu kuralları işletmesi gerektiğini savundu.

İlişkilerde yeni dönem beklentisi
Yılmaz, AB’nin Türkiye’ye bakışında iki farklı yaklaşım olduğunu ifade etti. Bir tarafta barış ve refahı savunan Avrupa’nın bulunduğunu, diğer tarafta ise popülist söylemlerle hareket eden bir yapının yer aldığını vurguladı. Türkiye’nin bu süreçte objektif değerlendirmeler beklediğini belirten Yılmaz, "AB diğer aday ülkelere hangi kriterleri uyguluyorsa, Türkiye’ye de aynısını uygulamalı" dedi. Ayrıca, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize kolaylığı gibi konuların artık aciliyet kazandığını, bu adımların atılmamasının hiçbir makul gerekçesi olmadığını söyledi.

Projelerin ekonomiye katkısı
Toplantıda konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ise Avrupa Birliği fonlarının Türkiye ekonomisindeki etkisine dikkat çekti. Işıkhan, AB ortaklığıyla yürütülen 266 projeye 323 milyon avroluk finansman sağlandığını açıkladı. Bakan, bu projelerle 41 binden fazla kişinin istihdama kazandırıldığını ve AB ile harcanan her 1 avronun Türkiye ekonomisine 6 avroluk bir değer olarak geri döndüğünü belirtti. Türkiye, AB ile olan diyalog kanallarını açık tutarak süreci daha olumlu bir zemine taşımayı hedefliyor.