TBMM çatısı altında düzenlediği basın toplantısında sermaye piyasalarındaki güncel gelişmeleri değerlendiren CHP Grup Başkanvekili Rahmi Aşkın Türeli, yürütülen tasfiye süreçlerinin yönetim biçimine sert eleştiriler getirdi. Türeli, piyasalarda yaşanan hareketliliğin ve tasfiye işlemlerinin şeffaf bir şekilde yönetilmediğini savunarak, bu karmaşık sürecin ancak bağımsız bir kurum tarafından denetlenmesi durumunda güven verebileceğini ifade etti.
Kamu kaynaklarının kullanımı tartışması
Türeli, yetkililerin kamu kaynağı kullanılmadığına dair açıklamalarına rağmen, sürecin işleyişinin aksini gösterdiğini iddia etti. Özellikle Katılımevim ve Birevim gibi kuruluşların Emlak Katılım Bankası tarafından devralınması sürecine dikkat çeken Türeli, burada 24 milyar liralık bir rakamın telaffuz edildiğini hatırlattı. Emlak Katılım Bankası'nın nihai sahibinin Hazine ve Maliye Bakanlığı olduğunu vurgulayan Türeli, dolaylı yollardan kamu kaynaklarının bu sürece dahil edildiğini savundu.
Denetim eksikliği ve soru işaretleri
Fon yönetim şirketlerinin mevcut durumuna ilişkin ciddi endişelerini dile getiren Türeli, bu şirketlerin kamu bankalarından kredi alıp almadıkları veya ellerinde devlet tahvili bulunup bulunmadığı gibi kritik soruların yanıt beklediğini belirtti. Mevcut düzenlemelerin ve SPK'ya verilen yetkilerin, yaşanan sorunları çözmekten uzak olduğunu savunan Türeli, meselenin hızlıca kapatılmaya çalışılmasının arkasında büyük bir yolsuzluk çarkı olabileceği şüphesini taşıdıklarını ifade etti.
Tasfiye sürecinde bağımsız kurum ihtiyacı
Konuşmasının devamında, SPK'nın üzerine düşen denetim görevini yerine getirmediğini öne süren Türeli, mevcut yapının bu süreci yönetme kapasitesinin sorgulanması gerektiğini belirtti. Tasfiye süreçlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için tarafsız ve bağımsız bir kurumun kurulmasının şart olduğunu yineleyen Türeli, CHP olarak bu sürecin her aşamasının takipçisi olacaklarını ve kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceklerini sözlerine ekledi.