İzmir siyasetinde uzun yıllardır tartışmaların odağında yer alan ve kamuoyunda Basmane Çukuru olarak bilinen 21 dönümlük arazi, şimdi de CHP içinde ciddi bir hukuki ve siyasi krize dönüştü. CHP Grup Başkanvekili Sevda Erdan Kılıç, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay hakkında görevi kötüye kullanma iddiasıyla suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı. Kılıç, belediyenin hukuk önünde büyük avantaj sağladığı bir dönemde, imzalanan yeni protokollerin İzmir halkının haklarını ciddi şekilde zedelediğini savundu.
Hukuki kazanımlar neden göz ardı edildi?
Kılıç'ın açıklamalarına göre, İzmir 21'inci Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen davada alınan üç ayrı bilirkişi raporu, belediyenin elini oldukça güçlendirmişti. Raporlar, yüklenici firmaların kusurlu olduğunu ve arazinin tazminat ödenmeksizin belediyeye iade edilmesi gerektiğini ortaya koyuyordu. Ayrıca Sayıştay'ın 2023 ve 2024 yılı denetim raporlarında da taşınmazın tamamının kamuya kazandırılması için hukuki sürecin kararlılıkla sürdürülmesi gerektiği vurgulanmıştı. Ancak Kılıç, tüm bu güçlü hukuki verilere rağmen, Tugay yönetiminin alanın tamamını geri kazanmak yerine, imzalanan protokollerle yüzde 30'luk bir paya razı olduğunu ve kalan yüzde 70'lik haklarından vazgeçildiğini iddia etti.
İmar yetkisi pazarlık konusu olamaz
İmar planlama yetkisinin özel şirketlerle yapılan pazarlıkların bir parçası haline getirilmesini sert bir dille eleştiren Sevda Erdan Kılıç, sürecin şeffaflıktan uzak olduğunu belirtti. 10 Eylül 2026 tarihinde imzalanan nihai protokolün ardından, TMSF'nin alanı 75 milyon dolar muhammen bedelle ihaleye çıkarmasını hatırlatan Kılıç, bu gelişmelerin İzmir'in kamusal haklarının nasıl bir risk altına sokulduğunu gösterdiğini ifade etti. Kılıç, İzmir halkının yüzde 100 hak sahibi olduğu bir alanda, kimin yetkisiyle yüzde 30'a razı olunduğunu sorgulayarak, bu durumun kabul edilemez bir kamu zararı doğurduğunu vurguladı.
Yargı ve bakanlığa acil çağrı
CHP olarak kamu zararına yol açabilecek her türlü hukuka aykırı işlemin karşısında duracaklarını belirten Kılıç, İçişleri Bakanlığı ve Cumhuriyet Başsavcılığı'nı 4483 sayılı kanun ve TCK 257 kapsamında gerekli işlemleri başlatmaya davet etti. İzmir'in geleceğinin kapalı kapılar ardında imzalanan protokollere sığdırılamayacağını söyleyen Kılıç, bu kentin kimsenin şahsi mülkü olmadığını hatırlattı. Basmane Çukuru'ndaki sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarını belirten Kılıç, İzmirlinin hakkını ve hukukunu korumak adına yargı organlarını telafisi güç zararların önlenmesi için koruma tedbirlerini değerlendirmeye çağırdı. Kılıç, tüyü bitmemiş yetimin hakkını kimseye bırakmayacaklarını sözlerine ekledi.