Cumhuriyet Halk Partisi, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nı kutlamak amacıyla hazırladığı ve Cumhuriyet Kimsesizlerin Kimsesidir ismini taşıyan yaklaşık iki dakikalık kısa filmle, geçmişin şeffaflık anlayışını bugünün siyasi gündemine taşıyor. Film, 1930'lu yılların başında Türkiye'nin ekonomik ve idari yapısında önemli bir yer tutan İzmir Rıhtım Şirketi'nde yaşanan usulsüzlükleri ve bu sürece karşı devletin sergilediği kararlı duruşu merkezine alıyor. Tarihi gerçeklere dayanan bu anlatı, yolsuzlukla mücadele edenlerin cezalandırılmak yerine bizzat devlet tarafından ödüllendirildiği bir dönemi izleyiciye aktarıyor.
Geçmişten gelen bir hesap verebilirlik örneği
Filmde, 1932 ve 1933 yılları arasında İzmir Rıhtım Şirketi bünyesinde gerçekleşen usulsüzlükleri fark eden çalışanların, üzerlerindeki tüm baskı ve korku ortamına rağmen durumu Ankara'ya bildirmeleri süreci detaylandırılıyor. İhbarcıların cesaretiyle başlayan bu süreç, 19 Haziran 1933 tarihinde İcra Vekilleri Heyeti tarafından alınan tarihi bir kararla sonuçlanıyor. Söz konusu kararnamede, çalışanların yolsuzlukları haber vermelerinden dolayı ödüllendirilmeleri gerektiği açıkça ifade ediliyor. Film, bu tarihi kararname metnini izleyiciyle paylaşarak, Cumhuriyetin ilk yıllarında kamu kaynaklarının korunmasına verilen önemi somut bir belge üzerinden gözler önüne seriyor.
Bugünün tartışmalarına tarihi bir perspektif
CHP, bu tarihsel kesiti sadece bir anı olarak değil, günümüzdeki kamu kaynaklarının kullanımı, fonların yönetimi ve şeffaflık tartışmalarıyla doğrudan ilişkilendirerek sunuyor. Film, kaynakların nereye aktarıldığı ve usulsüzlük iddialarının nasıl ele alınması gerektiği sorularını sorarak, hesap verebilirliğin bir yönetim ilkesi olarak önemini hatırlatıyor. Geçmişteki bu örnek, yolsuzlukları dile getirenlerin desteklendiği bir anlayışın, Cumhuriyetin temel taşlarından biri olduğunu vurguluyor.
Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir mesajı
Yapımın merkezinde yer alan Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir ifadesi, sadece bir slogan olarak değil, kamu kaynaklarının korunması ve haklının yanında durulması gereken bir yönetim felsefesi olarak işleniyor. Film, bu anlayışın sadece 1930'larda değil, bugün de geçerli olması gerektiği mesajını vererek, şeffaflık ve dürüstlük ilkelerinin toplumsal bir talep olarak korunması gerektiğini savunuyor. Böylece Cumhuriyetin kuruluş felsefesindeki adalet ve hesap verebilirlik vurgusu, güncel siyasi tartışmaların merkezine yerleştiriliyor.