Türkiye'nin uzun süredir gündeminde olan Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili önemli bir çıkış yapan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, TBMM'de gerçekleştirdiği grup toplantısında barış arayışlarının artık bir bekleme odasından çıkarılıp somut bir zemine oturtulması gerektiğini ifade etti. Bakırhan, sürecin geldiği noktada atılan adımların toplumda büyük bir beklenti yarattığını belirterek, iktidarın artık niyet beyan etmenin ötesine geçerek karar alma aşamasına gelmesi gerektiğini savundu.
Sürecin tıkanmaması için somut mekanizma şart
Bakırhan, konuşmasında özellikle 8 Ekim tarihinde paylaşılan çekilme kararı ve kampların boşaltılması gibi gelişmelere dikkat çekerek, bu adımların barışın önünü açması gerektiğini vurguladı. Toplumun her kesiminin, cezaevindeki annelerden sürgündeki yurttaşlara kadar herkesin artık somut bir sonuç beklediğini dile getiren Bakırhan, iktidarın sessiz kalmasının veya yeni bahaneler üretmesinin kabul edilemez olduğunu belirtti. Barışın bir bekleme salonunda tutulacak bir konu olmadığını ifade eden Bakırhan, her geçen günün barış adına kaybedilmiş bir zaman dilimi olduğunu sözlerine ekledi.

Öcalan koordinatörlüğünde kurul çağrısı
Konuşmasının en dikkat çeken bölümünde, sürecin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için bir yapı önerisinde bulunan Bakırhan, Abdullah Öcalan'ın koordinatörlüğünde bir Barış ve Siyasallaşma Kurulu'nun ivedilikle oluşturulması gerektiğini söyledi. Silahsızlanmanın sadece bir irade beyanıyla tamamlanamayacağını, bunun için sonuca götürecek bir mekanizmaya ihtiyaç duyulduğunu belirten Bakırhan, bu kurulun sürecin ana omurgasını oluşturması gerektiğini savundu. Kurulda yer alacak isimlerin Öcalan ile sürekli bir iletişim halinde olması gerektiğini belirten Bakırhan, mevcut müzakere yöntemlerinin artık imkansız bir noktaya geldiğini ifade etti.
Hukuki güvence ve demokratikleşme beklentisi
Barışın sadece bir kurul ile değil, aynı zamanda hukuki bir güvenceyle taçlandırılması gerektiğini belirten Bakırhan, Meclis'in bu konuda daha fazla sorumluluk alması gerektiğinin altını çizdi. Kayyım sisteminin son bulması, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması ve hukukun bir sopa değil, herkesin güvencesi haline getirilmesi gerektiğini vurgulayan Bakırhan, iktidarın bu adımları atarak toplumsal barışa katkı sunması gerektiğini belirtti. Bakırhan, sürecin başmüzakerecisi ile yürütülen görüşmelerin artık daha kurumsal ve hızlı bir yapıya kavuşturulmasının zorunlu olduğunu yineleyerek, barışın artık ertelenemeyecek bir toplumsal talep olduğunu sözlerine ekledi.