İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Ankara'da gerçekleştirilen Emek Çalıştayı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin ekonomik tablosunu sert bir dille eleştirdi. İktidarın ekonomi politikalarının ülkeyi bir asgari ücret cehennemine dönüştürdüğünü savunan Dervişoğlu, artık mühendislerden öğretmen adaylarına, hemşirelerden kalifiye ustalara kadar geniş bir kesimin asgari ücret seviyesine sıkıştırıldığını ifade etti. Dervişoğlu'na göre, asgari ücretin bir hayata başlama iskelesi olması gerekirken, bugün milyonlarca insan için kalıcı bir ikametgaha dönüştürülmüş olması, ülkedeki gelir adaletsizliğinin en somut göstergesi olarak öne çıkıyor.
Orta sınıfın erimesi ve ekonomik gerçekler
Pandemi sonrasında dünyanın pek çok ülkesinde enflasyon oranları yüzde 1 veya 2 seviyelerine gerilerken, Türkiye'deki rakamların yüzde 30'lar seviyesinde kalması, iktidarın hedeflerinin gerçeklikten ne kadar uzaklaştığını gözler önüne seriyor. Dervişoğlu, hükümetin yıl için koyduğu yüzde 16'lık enflasyon hedefinin yılın henüz yarısında çöpe gittiğini belirterek, bu durumun faturasının yine işçiye, memura ve emekliye kesildiğini vurguladı. TÜRK-İŞ verilerine göre 4 kişilik bir ailenin açlık sınırının 37 bin 801 lira olduğu bir ortamda, 28 bin 75 liralık net asgari ücretin mutfak masraflarının dahi dörtte üçüne ancak yettiği gerçeği, yoksulluğun derinleştiğini kanıtlıyor. Yoksulluk sınırının 123 bin liraya, bekar bir çalışanın yaşam maliyetinin ise 48 bin 885 liraya yükseldiği bu tabloda, resmi işsizlik oranlarının ötesinde, geniş tanımlı işsizliğin yüzde 30,6'ya ulaşması, büyüyen Türkiye söyleminin gerçeklerle örtüşmediğini ortaya koyuyor.

Emekli maaşları ve tercih edilen ekonomik model
En düşük emekli aylığının 23 bin 552 lira seviyesinde kaldığına dikkat çeken Dervişoğlu, emekli olmanın artık açlığa mahkum edilmekle eşdeğer hale geldiğini belirtti. Emeklilerin geçim sıkıntısını gidermek için yeniden çalışmak zorunda kalmasının kabul edilemez olduğunu ifade eden Dervişoğlu, iktidarın kaynak yok bahanesinin gerçeği yansıtmadığını savundu. Kaynağın emekliye değil, iktidara yakın çevrelere, garantili projelere ve israfa aktarıldığını belirten Dervişoğlu, bu tablonun dış güçlerin veya faiz lobisinin değil, çeyrek asırdır ülkeyi yöneten iktidarın tercihlerinin bir sonucu olduğunu dile getirdi. İktidarın verimlilik yerine betonu, sanayi yerine rantı, üretim yerine ithalatı tercih etmesinin, bugün karşı karşıya kalınan ekonomik krizin temel sebebi olduğunu vurguladı.
Sorumluluk ve hesap verilebilirlik vurgusu
Konuşmasının sonunda, son dönemde sermaye piyasalarında yaşanan gelişmelere de değinen Dervişoğlu, bu alandaki soruşturmaları yakından takip edeceklerini belirtti. 25 yıldır bütçeyi yapan, vergiyi toplayan, faizi belirleyen ve asgari ücreti açıklayan iktidarın, ortaya çıkan bu vahim tablonun hesabını vermesi gerektiğini ifade etti. Dervişoğlu, sorumluların hukuk önünde hesap vermesinin takipçisi olacaklarını belirterek, emekçilerin ve orta sınıfın yok edilmesine göz yummayacaklarını bir kez daha yineledi.